TURPCU'DAN SERT AÇIKLAMA...
CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, dış politikadaki gelişmeleri değerlendirdiği bir basın açıklaması yaptı.
Haber giriş tarihi : 23-12-2016 | 23 : 40 10
Haber güncelleme tarihi : 23-12-2016 | 23 : 40 10
CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, dış
politikadaki gelişmeleri değerlendirdiği bir basın açıklaması yaptı.
Milletvekili
Turpcunun açıklamaları şöyle:
IRAK`TA YAŞANANLAR ORTADOĞUNUN GERİ KALANI İÇİN ADETA BİR
PROVAYDI
AKPnin
kuruluşu ve çok kısa sürede iktidara gelişi/getirilişi ve hemen arkasından
Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) eş başkanı olunmasıyla, emperyalizmin
Ortadoğuda bugün ortaya koyduğu kanlı bölücü parçalayıcı politikalarının önü
açılmıştır.
Saddam
Hüseyinin devrilmesi ve Irak`ta yaşananlar Ortadoğunun geri kalanı için adeta
bir provaydı. Bülent Ecevit o dönem Irakın ABD tarafından işgalini önlemeye
çalışıp, `Irak, Iraklılar bizim dostumuzdur` diye boşuna dememiştir. Adına Arap
Baharı denilen süreçte bütün Ortadoğu, emperyalistler tarafından mezhep
çatışmaları körüklenerek tarumar edildi. Milyonlarca insan hayatını, evlerini,
yurtlarını kaybetti.
BÜYÜK DEVLETLERLE İLİŞKİ KURMAK, AYI İLE YATAĞA GİRMEYE BENZER
Bu
noktada, AKP`nin önde gelenlerine hatırlatmak isteriz ki, Kurtuluş Savaşının
Mustafa Kemal Atatürkle birlikte en önde gelen kahramanı İsmet İnönü, `büyük
devletlerle ilişki kurmak, ayı ile yatağa girmeye benzer` demiştir. Ayıyla
birlikte hareket etmeye dair bir söz daha vardır. Onu da AKP`lilere
hatırlatalım. `Bir ayıyı dansa kaldırdığında dansın ne zaman biteceğine ayı
karar verir`.
Kendilerini
bu sözler üzerinde düşünmeye davet ediyorum. Çünkü, Suriye bataklığında yaşanan
durum da aynen budur. Suriye bataklığına girerken kimlerle yola çıktınız?
Şimdi kimlerlesiniz? Sadece kendi başınızı belaya soksanız diyecek bir şeyimiz
olmaz ancak ülkenin başını belaya soktunuz, geleceğini tehlikeye attınız.
ULUSAL ÇIKARLAR YERİNE HAYALLER VE MEZHEPÇİLİK ÜZERİNE KURULU DIŞ
POLİTİKA
Hükümetin, ulusal
çıkarlar yerine hayaller ve mezhepçilik üzerine kurduğu dış politika
Türkiyeyi bölgede etkisizleştirmiş, ülkemizi, bölgede yaşanan krizi yöneten
değil, krizin unsurlarından biri haline sokmuştur.
Dönemin
Başbakanı Davutoğlu`nun `bölgedeki sünni müslümanların dışlanması üzerine
IŞİD`in bir reaksiyon olarak doğduğunu` ifade etmesi ` IŞİD terör örgütü değil
bir kaç öfkeli genç` sözleri hem mezhepçi bakış açısını bir kez daha ortaya
koymuş hem de IŞİD`i adeta normalleştirmeye yönelik açıklamada bulunarak
bölgedeki istikrarın uzun bir süre daha sağlanamayacağının habercisi olmuştur.
Cumhuriyet
tarihi boyunca görülmemiş müdahaleci hamlelerle, mezhepçi yaklaşımla, yaratılan
şii-sünni kutuplaşmasıyla, Hükümet Suriye`deki iç savaşa fazlasıyla müdahil
olmuş, IŞİD başta olmak üzere buradaki radikal dinci örgütlerin öncelikle
Suriye`de güçlenmesine katkı sağlamış, ardından bu örgütlerin ülkemizin dört
bir yanında yuvalanmasına göz yummuştur. Bu durumun ulusal güvenliğimize karşı
yarattığı tehdit ortadadır.
YURTTA SULH CİHANDA SULH ANLAYIŞINDAN SAPMANIN ÜLKEMİZİ HANGİ
TEHLİKELERLE KARŞI KARŞIYA BIRAKTIĞI ORTADADIR
Mustafa
Kemal Atatürk şahsi hırsları için bir milleti ateşe atacak bir devlet adamı
değildi. O yüzden bu kadar büyük bir liderdir. Yurtta sulh cihanda sulh
anlayışından sapmanın ülkemizi hangi tehlikelerle karşı karşıya bıraktığı
ortadadır. Yanlış dış politika, laik devlet dış politikasının yerini alan
mezhepçilik, bir kaç ay sonrasını dahi göremeyen analizler ve adına stratejik
derinlik denilen rüyalar ülkemize ve halkımıza çok acılar yaşatmış, yaşatmaya
da devam etmektedir.
İç
politikadaki başarısızlıklarını yalancı dış politika gövde gösterileri ile
kurtarmaya çalışan hükümetin adımları ülkemizin bölgedeki ve dünyadaki
itibarını yerle bir etmiştir. Rus uçağını düşürüp, angajman kuralları diyenler,
emri ben verdim diye açıklama yapıp aradan 3-5 ay geçtikten ve olayın
ciddiyetini anladıktan sonra neler yaptıklarını da biliyoruz. Şu an o uçağı
Fetöcüler düşürdü diyorlar. Rusya`nın uçağı düşürüldüğünde angajman kuralları
diyenler, gururlu bir şekilde, 'emri ben verdim' diye haykıran 'derin
stratejist!', halk tarafından seçilen ama Cumhurbaşkanı tarafından görevine son
verilen Ahmet Davutoğlu ile ilgili durumu da merak ediyoruz.
ATATÜRK VE İNÖNÜYE `İKİ AYYAŞ` DEYİP, LOZANI HEZİMET OLARAK
GÖRENLER
Kurtuluş
Savaşı Kahramanlarımız Atatürk ve İnönüye `iki ayyaş` deyip, Lozanı hezimet
olarak görenler, hezimetin ne demek olduğunu izledikleri dış politikadaki
söylemlerdeki geri dönüşleriyle ve dış politikanın tamamen iflasıyla bize
gösterdiler.
Üç
gün önce imzalanan Moskova Mutabakatı`nın AKP`nin Suriye ile ilgili ve bölge
ile ilgili dış politikasının çöküşünün resmiyete dökülmüş hali olduğunu
hatırlatırız. Esad`dan Esed`e dönen sürecin yakın zaman sonra `Kardeşim
Esad`a` hatta `Değerli Kardeşim Sayın Esad`a` dönebileceğinin de habercisidir.
Olan bu ülkeye ve bu ülkenin evlatlarına oldu, hatalı politikaların bedelini
ülkemiz ödedi.
ÜLKEDEKİ ŞEHİT SINIFLANDIRMASINDA GERİ SIRALARDA KALDIKLARINDAN MI
BU ŞEHİTLERİMİZ BU KADAR DİKKAT ÇEKMİYOR?
Ne
yazık ki, geride bıraktığımız gün El Bab`da şehit olan 16 askerimizle birlikte
Fırat Kalkanı Operasyonunda şehit düşen asker sayımız 37`ye ulaştı.
Şehitlerimizin ailelerine ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum.
Ülkedeki
şehit sınıflandırmasında geri sıralarda kaldıklarından mı bu şehitlerimiz bu
kadar dikkat çekmiyor?
Toplumu
öylesine böldüler ki, bu ayrımı şehitlerimize de yansıttılar. Her türlü teröre
karşı kaybettiğimiz şehitlerimizle 15 Temmuz şehitlerimiz arasındaki ayrım
yapıldı, yapılıyor. Bu anlayışı reddediyoruz.
EMEVİ CAMİİ'NDE NAMAZ KILACAĞIZ DİYENLER ÜLKENİN DÖRT BİR
TARAFINDA CENAZE NAMAZI KILINDIĞININ FARKINDA MI ACABA?
`Emevi
Camii'nde namaz kılacağız` söyleminde bulunanlar, ülkenin dört bir tarafına
ateş düştüğünün, ülkenin dört bir tarafında cenaze namazı kılındığının farkında
mı acaba? Dönüp bu güzel ülkemizi ne hale getirdiklerine bir bakmalarını
tavsiye ediyorum.
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ BELKİ DE TARİHİNİN EN MORALSİZ DÖNEMİNİ
YAŞIYOR
15
Temmuz darbe girişimi sonrasında, Türk Silahlı Kuvvetleri belki de tarihinin en
moralsiz dönemini yaşıyor ve bu ordu yaralarını sarmadan bir kaç cephede
savaşmaya devam ediyor. Bu ordu, dünyanın en güçlü orduları arasındayken,
bu coğrafyada güçlü orduya ihtiyaç olduğu bir gerçekken, ordumuzun ne hale
getirildiği ortadadır.
Bu
yaşananlar, dinin iç politikaya ve dış politikaya alet edilmesinin bir
sonucudur. Biz, Laikliğin önemini bir kez daha vurgulamak için, dinin
bezirganlar elinde nasıl kullanıldığını gördüğümüz için bu açıklamaları tekrar
tekrar yapıyoruz.
`BAŞKANLIK` YA DA 'PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI' TEKLİFİYLE, BİR TÜR
TİRANLIK KURUP ADINA DEMOKRASİ DENİLMESİNİ İSTİYORLAR
Ülkemizin
karşı karşıya bulunduğu tehditler ve sorunlar bir partinin tek başına
üstesinden gelebileceğinin çok ötesindedir. Kutuplaştırma ve gerilim siyaseti
ile beslenen bu anlayış, ülkemiz için en büyük tehlike durumundadır. Ülkemiz iç
siyasette, dış politikanın her alanında ve ekonomide sıkışmış durumdadır.
Ülkenin
geldiği bu durumdan sonra, zaten hiç inanmadıkları ama sonuna kadar
kullandıkları demokrasiyi tamamen rafa kaldırma zamanı geldiğine inandıkları
için `Başkanlık` ya da 'Partili Cumhurbaşkanlığı' teklifiyle, bir tür tiranlık
kurup adına demokrasi denilmesini istiyorlar, buna izin vermeyeceğiz.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK`İN MANEVİ ŞAHSINA KARŞI YAPILAN SAYGISIZLIĞI
TARİH, MİLLET ASLA UNUTMAYACAK VE ASLA AFFETMEYECEKTİR
Son
olarak, Atatürk heykelini söken Rize Belediye Başkanlığına bir çift laf
söylemek istiyorum; `Atatürk zaten size fazla gelir!`. Bütün milleti arkasına
alarak Kurtuluş Mücadelesi vermiş, yıkılmış bir devletten alıp Cumhuriyeti
kurmuş Mustafa Kemal Atatürkün manevi şahsına karşı bu rezilliği yaptıran,
yapan kim varsa, hiçbirini tarih, millet asla unutmayacak ve asla
affetmeyecektir.
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







