TOPAL ÖRDEK EREĞLİ..!
Ereğlinin Sesine yazdığı haber ve röportajlarla gündem oluşturan Ulaştırma Bakanlığındaki görevi gereği Ankarada yaşayan hemşehrimiz, Araştırmacı Yazar İbrahim KEKEÇ, Ereğliye geldi. Ereğli FMde Fikri Kapanla Burada Konuşalım programına konuk olan KEKEÇ, Ereğli Demiryolu ve Ereğli Limanı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Haber giriş tarihi : 04-06-2016 | 23 : 53 29
Haber güncelleme tarihi : 04-06-2016 | 23 : 53 29
Ereğlinin Sesine yazdığı haber ve röportajlarla gündem oluşturan Ulaştırma Bakanlığındaki görevi gereği Ankarada yaşayan hemşehrimiz, Araştırmacı Yazar İbrahim KEKEÇ, Ereğliye geldi. Ereğli FMde Fikri Kapanla Burada Konuşalım programına konuk olan KEKEÇ, Ereğli Demiryolu ve Ereğli Limanı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Yerel medyanın yanı sıra Kardelen dergisi, Finansal Time Türkiye ve Ay Haber Ajansı gibi ulusal medyada da köşe yazarlığı yapan Demiryolu Tarihçisi ve Araştırmacı Yazar İbrahim KEKEÇ, konuk olduğu Ereğli FMde son araştırması Beyaz Trendeki Prenses ve Ereğli demiryolu ve limanı hakkında bilinmeyenleri gün yüzüne çıkardı. Ereğliye topal ördek benzetmesinde bulundu!
OSMANLI DEVLETİ EREĞLİNİN FATURASINI ÇOK AĞIR ÖDEDİ
Ereğliye demiryolu yapımının Osmanlı Döneminde 1889 yılında Adapazarı üzerinden planlandığını ancak yapılamadığını anlatana KEKEÇ, Ereğli kömürlerinin trenle İstanbula taşımak amacıyla Anadolu-Bağdat Demiryolu Projesinin bir kolu olarak Adapazarı-Ereğli arasında demiryolu hattı planlandı. Ancak projeyi yürüten Almanlar kendileri için kazançlı görmedikleri için bu hattı yapmaktan vaz geçtiler. dedi.
Bu hattın yapılmamasının faturasını daha sonra Osmanlı çok ağır ödedi. diyen KEKEÇ, Osmanlı Başkenti İstanbul Ereğliden gemilerin getirdiği kömürle çalışan Silahtarağa Santrali tarafından aydınlatılıyordu. Ancak Birinci Dünya Savaşı sırasında kömür yüklü gemiler Rus Donanması tarafından bombalanınca İstanbul karanlıkta kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Karadeniz sahilinde bulunan Ağaçlı bölgesine acele dekovil demiryolu inşa edilerek, buradaki linyit kömürleri ile santral çalıştırılmak zorunda kalındı..ifadelerinde bulundu.
ANKARADAN DİREK EREĞLİYE DEMİRYOLU NEDEN YAPILMADI?
Cumhuriyetin ilk yıllarında bu defa Ankara-Ereğli arasında direk demiryolu yapılmasının gündeme geldiğini ancak askeri sakıncalar nedeniyle Ankara-Çankırı-Zonguldak üzerinden Ereğliye demiryolu yapımına karar verildiğini aktaran KEKEÇ, ancak bu hattın da Kozludan öteye geçmediğini söyledi.
KARADERE(BOLU) -EREĞLİ DEMİRYOLU VE EREĞLİ LİMANI
Ereğli demiryoluyla ilgili yeni bir konuyu gündeme getiren KEKEÇ, söz konusu Ankara-Ereğli Demiryolu Kanunuyla eş zamanlı olarak, Karadere(Bolu) orman ürünlerinin Ereğliye taşınması için Karadere-Ereğli arasında demiryolu yapılmasına karar verildiğini, Ankara-Ereğli hattı gibi bu hattın da yapılmadığını kaydetti. Ereğli Limanına da değinen KEKEÇ, şunları kaydetti: Aslında Ereğli Limanı Filyosa yapılacaktı. Doğal korunaklı olması ve demiryolunun da Ereğliye kadar geleceği planlandığı için liman Ereğliye yapıldı. Hali hazırda Ereğlide liman var ama demiryolu yok. Ayrıca Türkiyenin en büyük, dünyanın sayılı demir çelik tesislerinden birisi Ereğlide. Bu şehirde dünyada eşi benzeri olmayan bir durum söz konusu. O da şu: topal ördek gibi bir ayağı eksik. Demir çeliği var, demiryolu yok. Limanı var demiryolu yok. Bu trajikomik durumun ortadan kaldırılması için herkese görev düşüyor. Çok tez demiryolu bağlantısı sağlanarak, şehrin gelişmesinin önü açılmalıdır.
ERKEK ÇOCUK DOĞURTAN KOKAKSU KAPLICALARI(!)
Programın son bölümünde 1956 yılında eşi İran Şahı Rıza PEHLEVİyle birlikte Beyaz Trenle Ankara-Zonguldak seyahati yapan Prenses SÜREYYA ile ilgili önemli anekdotları dinleyicilerle paylaşan Araştırmacı Yazar İbrahim KEKEÇ, konuşmasını şöyle tamamladı: İran Şahı Rıza PEHLEVİ 1951 yılında Prenses Süreyya ile evlenmişti. 1954 yılında tahtın tek erkek varisi Prens Ali RIZA uçak kazasında hayatını kaybedince Prenses SÜREYYAdan erkek çocuk beklentisi had safhaya ulaşmıştı. Ancak doktorlar Prensesin çocuk doğurmasının tıbbı olarak mümkün olmadığını ifade etmişlerdi. Dünyanın bu konuyu konuştuğu 1956 yılında Prenses SÜREYYA eşiyle birlikte Türkiyeye geldi. Türk halkı onu bağrına bastı. Ankaradaki programının ardından Beyaz Trenle önce Karabük, sonra Zonguldaka geldi. Programı sırasında birisi ona, Zonguldakta bulunan Kokaksu Kaplıcasının çocuk doğurmaya yardımcı olduğunu söyleyince kimselerden habersiz gizlice kaplıcaya gitti. Ertesi günü Savarona yatıyla gittiği İstanbulda da bu defa Yalova Kaplıcasının çocuk doğurmaya yardımcı olduğu söylenince soluğu Yalovada aldı. İrana döndüğünde kaplıcalar da çocuk sahibi yapmaya yetmeyince eşinden ayrılmak zorunda kaldı. Mahzun prenses olarak Avrupada yaşamına devam etti.


Haber :
ETİKETLER : Yazdır







