RÜŞVETİ ALAN AÇIKLADI!
Rüşvet çarkı yazı dizisi oldu. Hem de başkanın en yakınlarından biri rüşvet çarkını yazı dizisi yaptı
Bakın belediyede rüşvet çarkı nasıl dönüyormuş! RÜŞVET ÇARKINI, RÜŞVETİ ALAN ANLATIYOR...
Haber giriş tarihi : 06-08-2017 | 00 : 50 56
Haber güncelleme tarihi : 06-08-2017 | 00 : 50 56
Rüşvet çarkı yazı dizisi oldu. Hem de başkanın en yakınlarından biri rüşvet çarkını yazı dizisi yaptı Bakın belediyede rüşvet çarkı nasıl dönüyormuş!
Bu yazı dizisi muhalif gazeteciler tarafından başlatılsa herkes
ön yargılı davranır!
Ancak, belediyedeki rüşvet çarkını yazı dizisi yapan kişi,
başkanın en yakınındakilerden bir isim. O isim Belediye başkanının yaptığı
yanlışları bile hep savundu bugüne kadar
Ancak Oda artık yapılan yanlışlar karşısında pes etti ki,
belediyedeki rüşvet çarkını bile açıklamak zorunda kaldı
O isim Mustafa Uysal
Bugüne kadar sosyal medyada başkanı savunan yazıları ile hep
dikkat çekti
Başkanı savunmak adına insanlarla kavga etti
Ancak sonunda o da pes etti!
Belediye Başkanının en yakınında olan bir isim olarak yazdıkları
kamuoyunda ciddi olarak tartışılmaya başlandı
Mustafa Uysalın yazdıkları, Belediyeden ilan alan basın tarafından
ilanları kesileceği korkusuyla, ilan alamayan tarafından da Belki alırım
umuduyla yazılamadı
Uysal, belediyede rüşveti alanın rüşvet çarkını kendisine nasıl açıkladığını bakın nasıl kaleme aldı. İşte ilk bölüm:
BELEDİYEDEKİ RÜŞVET ÇARKINI HANIMAĞA DEŞİFRE EDİYOR -1-
Yazılarımın
Ereğli, Alaplı ve Zonguldakta olduğu kadar, Alanyada da arkadaş çevremde
takipçileri oldu. Özellikle Oyun Kurucu yazım sonrası buradaki arkadaşlar
arasında bölgesel siyasetleri konuşma fırsatı çok buluyoruz. İsimler değişik
olsa da, genelde yaşanan sıkıntı ve süreçler hep aynı. Malum Alanya tatil
bölgesi olduğu için bu sohbet arkadaşlarımızın memleketlerinden akraba, dost ve
ziyaretçileri geliyor.
Geçtiğimiz Pazar günü Oyun Kurucu yazımdaki misafiri yanıma getiren arkadaşım
yanında 2 kişiyle yemeğe geldi. Audi 3 marka araçla restaurantın önüne
yanaştılar ki, bir bay ve bayan misafiriyle en köşe masaya oturdu. Garson
arkadaş masaya yanaşmıştı ki arkadaşım, Mustafa gel bak seni arkadaşlarımla
tanıştırayım dedi. Gelen Misafirlerinden orta boylu, biraz toplu, güleç yüzlü
olan bayan ile yine orta boylu esmer bir bey
Misafirlere
hoş geldiniz dedikten sonra, hesap almam gerektiği için kasaya gittim. Hesap
aldıktan sonra masaya yanaşıyordum ki, bir bayan sesiyle Onun anasını
avradını s
.. sözü kulağıma geldi ve masanın kenarına yaklaşmadan işim
varmışcasına geri dönmek için hamle yaptım. O sırada arkadaşım gel gel,
diye seslendi gülümseyerek. Benim gelen bayanın küfrü üzerine masaya
yanaşmaktan vazgeçtiğimi anlamış olacaklar ki, hep bir ağızdan gülümsediler.
Yüzünden hiçbir mahcubiyet olmadığı anlaşılan bayan Abi kusura bakma, bazı o
çocuklarını hak ettiği gibi sövmezsen rahat etmezler diye ikinci bombayı
patlattı. Bu arada yanındaki sandalyeyi oturmam için geri çekti. Birkaç
hoşbeşten sonra anladım ki, arkadaşım benden onlara bahsetmiş ve benim
yazılarımdan bazılarını onlara da okutmuş. Size oldukça uzun süren bu sohbetin
bazı bölümlerinden kesitler sunacağım. Şimdilik 2 bölüm olarak hazırladığım bu
sohbetin, 3. bölümünü de yazmayı düşünüyorum.
Misafir
Bayan, benim özellikle bu konularda meraklı olduğumu bildiklerini söyleyerek,
abi sen neyin peşindesin? Bunları yazmakla eline ne geçiyor. Alan razı, veren
razı. Boşverr, sen mi düzeltecen bu işleri diye bir çıkış yaptı. Ben kendimce
anlatmaya çalışırken, gelen misafirlerin arkadaşın memleketinde Bayanın
Belediyede üst düzey yetkili ve diğerinin de aynı Belediyede Plan Proje
işlerinde işçi kadrosunda mühendis olduğunu öğrendim. İşçi kadrosunda mühendis
ilk defa duyduğum için şaşırmıştım ki, mezun olduğu okulun ODTÜ olduğunu
öğrenince şaşırmam bir kat daha arttı.
Malum
bilirsiniz severim ben böyle siyasi muhabbetleri. Hazır yanıma bu konularda
uzman birileri gelince Belediye işleyişinin sistemini öğrenmek için usul usul
konuya girmeye çalıştım ki, bayandan bir çıkış geldi. Biz birbirimizi
tanımayız, ortak bir şehrimizde, ortak bir yaşantımızda yok. Onun için sana her
şeyi açık açık konuşacağım. Neyi merak ediyorsan direk sor. Lafı eveleyip
geveleme dedi Hanımağa edasıyla... Biraz mahcubiyetin yanı sıra diğer
misafirin ince tebessümü ve bana rahat ol gibi göz işareti beni rahatlattı.
Bu
rahatlamayla birlikte hemen konuya balıklama atlayarak; Belediyelerde İmar,
İskan, Ruhsat işlerinde rüşvet nasıl dönüyor? Bu konuların bir yasası ve cezai
müeyyidesi yokmu? Diye girdim söze.
"Bak
abi, bunun adı rüşvet değil. Bu hizmet bedeli. Rüşvet ayrı bir şey. Biz
kimseden para almayız. Birileri parayı alıp, bizim adımızı kullanıyorsa onu
bilemem. Sen hiç Belediyede Başkanın veya Başkan Yardımcısının direk para
aldığını gördün mü? Olmaz böyle bir şey. Parayı başkaları alır, biz işi
tamamlarız
İyi de bu
düzen nasıl kuruluyor? Dışarı sızma, Meclis Üyelerinde, partide problem
olmuyormu?
Bak
şimdi bunu bir sistem olarak düşün. Belediyede tüm yetkiler senin bağlı olduğun
ekibin elindeyse, istediğini istediğin gibi yapma şansına sahipsin. Biz yasanın
bana kullandırdığı insiyatifi kullanıp, kullanmamaya karar veriyoruz. İşimize
gelirse, bu insiyatifi inşaat sahibinin lehine işimize gelmezse aleyhine karar
veririz. Bu tür işlerde birileri hep konuşur. Bilki konuşan küçük işlerle
uğraşıyordur veya bu sisteme girememiştir. Sistemin nimetlerinden faydalansa
hiçbirinin sesi çıkmaz.
Anlamadım,
yani bu işi tek kişi yapmıyor mu? Yani burada imardan sorumlu kişi buna karar
verip, tüm insiyatifi kendisi kullanmıyor mu? Bu ekibin içinde Belediye başkanı
da olur mu?
Öyle
pastayı tek kişiye yedirirler mi? Öyle bir şey olsa sen oturduğun koltukta bir
ay kalamazsın. Bu bir ekip işidir. En yukarıdan en aşağıya kadar bu ekibi sağlam
kurmak zorundasın. Bu işlerde bu oyunu kuran bir kurucu olur. Herşeyi o kontrol
eder. Herşeyi o yönetir. Kimin işi olacak, kimin işi olmayacak en büyük söz
sahibi odur. Ama hiçbir işin içinde olmaz ve gözükmez. Her türlü işten
haberdardır. Siyasi olarakta ekonomik olarak ta güçlüdür. Eğer biri onun
değirmeninin aleyhinde bir işlem yaparsa mutlaka Belediyenin bir biriminden
zarar görür. Ruhsat alamaz, inşaatı mühürlenir, ceza yer, iskan alamaz,
mahkemelik olur. Baş olmadan sistem yürür mü?
Çok
ilginç geldi söyledikleri, " Baş olmadan sistem yürür mü?" sözündeki
baş Belediye Başkanı değildi. Ama bodoslama konuya girmeden ve ürkütmeden, ben
hemen lafa girdim. Belediyelerde kütle alma dedikleri İmar Durumu varmış. Bu
imar durumu önceden bir günde verilirken, şimdi günler, haftalar bazen aylar
sonra ancak veriliyormuş. Bu sürenin bir günden ayları bulması neden olur?
Bizim
en sevdiğimiz iş İmar Durumu tesbiti yani senin dediğin gibi kütle alma işidir.
Bak aslında bu İmar Durumu, kütle dediğin şey 15 dakikalık bir olay.
Bilgisayardan çıkartır personel, müdüre onaylatır ve isteyene verilir. Bu kadar
basit. Ama basit işler para getirmez, değirmen kurulmaz. Şimdi herkesin bir
yöntemi var, biz bu iş için bir komisyon kurduk. Kütle istediğin zaman bu
komisyonun toplanması lazım. Adamına göre bu komisyon bir günde, adamına göre
2-3 ayda zor toplanabilir. Komisyon istediği gibi kıyak yapabilir. Kıyak
yapacağımıza zaten gideceği Haritacıyı direk söyleriz. O haritacıya gider,
haritacı ondan dosyayı incelemek için birgün süre ister. Biz
yapabileceklerimizi ve istediğimiz miktarı haritacıya söyleriz. Haritacı bedeli
müşteriye söyler. Sonra işin başlangıcında yarısı peşin alınır, yarısıda iş
bitiminde alınır. Haritacı kendi payını çıktıktan sonra bizim payımızı teslim eder."
Hadi yaa,
öyle haritacılar, mühendisler, mimarlar belli mi önceden? Yani bu yetkinliğe
sahip herkesin işi olmaz mı?
"Tabiki
olmaz. Bizim düzenimizin aksine biriyle nasıl iş yaptıracakki müteahhit. O
zaman bizim deşifre olmamız kolay olur. Biz güvendiğimiz ve bizi satmayacak
ekiple çalışırız. Herkesle çalışılır mı? Çünkü arsa sahibinin çıkarı var,
bununda bir bedeli var. Düşünsene, senin 600 metrekare arsan var. Yüzde 40
imarlı. Yani bu şu demektir sen bu arsaya 240 metrekare inşaat yapabilirsin.
Arsanın eni ve boyuna göre bunun çekme mesafeleri vardır. Yoldan 5 metre çekmen
gereken arsayı istersem yan binaları emsal göstererek 2 metre çekmeyle
onaylayabilirim. Senin 240 metrekare olan inşaat alanını 360 metrekare
yapabilirim. Doğal olarak bir katta sen 1 daire kazanmış olursun. Diyelim ki,
senin inşaatının olduğu yere 5 kat inşaat yapılabiliyor. Ben bu 5 kat olan yere
yasal mevzuat durumlarını ayarlayarak sana 8 kat ruhsat verebilirim. Düşünsene
5 katlı binana tabandan 120 metre kare verdim her katta bir daire kazandın al
sana 5 daire. 5 katlı binanı 8 kat yaptım, 3 kat kazandın. Bu kazandığın 3
katta, 3er daireden al sana 9 daire. 5 katta alttan kazanmıştın toplamda 10
daire olacak inşaatını 24 daire yaptım. Şimdi sen bana 1-2 daire parası vermez
misin? Sonuçta herkes mutlu
Bu biraz uçuk gibi gelir sana ama, düşün bu şekilde
en az 3-5 daire kazananlar, daireleri 90 metrekare olacakken, 110 metrekare
daire kazananlar olur.
Deyince
şaşırdım kaldım. Hemen yeni bir soru patlattım, Bu kadar basit mi yaa, yasal
bir sıkıntı olmaz mı sizin için?
Bizim
şehirde 5-6 yıl önce imar revizyonu gerçekleştiği için, yeni imar revizyonuna
göre oradaki yolun konumu, komşu mesafesi, yol mesafesi, çekme mesafeleri gibi
konular Belediye ita amirine verildi. Yani oradaki duruma göre, kısacası
canımızın istediğine veya işimize geldiği gibi çekme mesafelerini
ayarlayabiliriz. İstediğimiz gibi komşuya eşdeğer alırız, istersek hiçbir
kolaylıktan faydalandırmayız. Bedelini öderse hakkını alır, ödemezse istediği
yere şikayet etsin. Hiçbirşey olmaz. Sen hiç bugüne kadar İmar ve iskan
işlerinden ceza alan gördün mü? Herşeyin bir rejonu var
Dedi ve
ben hemen söze girdim. Benim memleketimde müteahhitler, mühendisler ruhsatların
7-8 ay gibi geç çıktığından müzdaripler. Bir türlü bu sıkıntıyı çözemediler. Bu
inşaat ruhsatları yasal olarak 1 ay içinde verilmesi gerekmiyor mu?
Bak
şimdi senin anlayacağın gibi anlatayım. Evet, bir inşaat için ruhsat başvurusu
yaptığında Belediye sana yasal olarak 1 ay içinde cevap vermek zorunda. Eğer
cevap vermezse, yasal olarak senin inşaatın ruhsatlı sayılır ve inşaata
başlarsın. Ama öyle kolay değil bu işler. Her yasal olan hakkın olmaz. Şimdi
sen ruhsat başvurusu için dosyanı tamamladın ve belediyeye geldin. Dosyayı öyle
kafana göre evrak kayıta sokamazsın! Dilekçen açıkta bekletilir. Dosyayı ilgili
birim senden alır, artık bu dosya beklemeye başlar. Bununla ilgili bir ekip
vardır, senin eksikliklerini, hatalarını, yanlışlarını, alabileceğin maksumum
ve minimum hakkını tesbit eder. Ancak kayıt numarası alamadığın için işin
uzamaya başlar. Sen müteahhitsin,arsa sahibine yükümlülüklerini yerine getirmek
ve para kazanmak için inşaata biran önce başlamak zorundasın. Bu süreci
kısaltmak için birilerine gitmek zorundasındır. Zaten bu müteahhitler işlerine
yarayan mevzuatları bilirler, gerekirse kime gideceği aşağıdan yönlendirilir.
Bu projeyi o şekilde onaylatmak için hangi mühendise, mimara veya hangi
haritacıya gitmeleri gerektiğini bilirler. Yetki bizim elimizde istersek sana
bir sürü zorlukta çıkartabiliriz, istersek hiç zorluk görmezsin. Bu senin
özelden ödeyeceğin hizmet bedeli ile doğru orantılıdır. Dosyan 2-3 ay sonra
onaylanınca evrak kayıttan dosyayı sokturduysan evrak eksikliğinden geri
aldığına dair yazıyı imzalarsın, sonra yeni evrak girmiş gibi dilekçeyi
imzalarsın ve ruhsatını alırsın. Tabi parayı ödediysen bizi gördüysen 1- 2 ay
içinde ruhsat alırsın, ödemezsen 7-8 ay git gel yaparsın. Yok şu eksik yok bu
eksik. Cengaverlerim vardır orda. Başta Ecem olmak üzere oradaki ekip seni çook
süründürürler. Onların işi yokuş yapmak, bizim işimiz yokuşu çözmek. Ne kadar
para, o kadar problemsiz çözüm.
İyide ben
yasal hakkımı kullandım ve dosyamı direk evrak kayıttan geçirttirdim. Dosyamda
iyi hazırlandı ve pürüz yok. Sen bunu mecbur onaylayacaksın? Niye rüşvet
vereyim ki? diye yeni bir soru sordum.
"
Bak rüşvet deme buna, bunun adı Hizmet Bedeli. Sen bu hizmet bedelini eşek gibi
vereceksin. Hiç kaçarın yok. Mühür benim elimde nereye oynuyorsun? Herşeyin
doğru ve düzgün mutlaka bir eksiklik tesbit edilir dosya sana geri verilir.
Diyelim ki, her şeyin süper sana İnşaat ruhsatını vermek zorunda kaldık, sonra
iskan alacaksın!! Nasıl alacaksın İskanını? Senin ustandan, müteahhitliğinden,
mühendisliğinden kaynaklanan kesin eksik ve hataların olacak. Ben istersem elbette
hata ve yanlış bulurum. 20 cm hatan olsa sana orayı yıktırırım. Öyle kolay
değil bu işler, hele bir yanlış yap, bedelini burnundan fitil fitil getiririm
adamın. Bir bakmışsın üst üste bir daire parası resmi ceza tebliğiyle
karşılaşmışsın. İskan vermem. İşin eksik ve hatalı olduğundan iskan
alamadığında bir yayıldı mı piyasaya. İskansız binadan kim daire alır? Adamın
hayatını s
.m!!!
diye
sözünü tamamladı. Elbette 18. Madde Uygulaması, işin içindeki mimar, mühendis
ve haritacıların seçimi, dosyaların seçimi, Bu yapıda kimlerin olduğu,
yapıdakileri paylarını nasıl aldıkları, firmalar, sistemin işleyişi, güç
dengeleri, daha neler neler anlattı Hanım ağa... Diğer taraftandan Misafir
Gelen Mühendisin de anlattıkları çok fazla... Uzun olduğu için Devamı sonra......
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







