İşadamını kim niye tehdit ediyor?
Milli Eğitim tarafından 12 bin 500 öğrencinin sağlıklı beslenmesi için gerçekleştirilen sulu yemek ihalesini kazanan Doyuran Yemek Şirketi ortaklarından Harun Özcan, Gazeteci Kerem Beyer'e çarpıcı açıklamalarda bulundu...
Haber giriş tarihi : 13-02-2013 | 23 : 20 00
Haber güncelleme tarihi : 13-02-2013 | 23 : 20 00
"Milli Eğitim tarafından 12 bin 500 öğrencinin sağlıklı beslenmesi için gerçekleştirilen sulu yemek ihalesini kazanan Doyuran Yemek Şirketi ortaklarından Harun Özcan, çarpıcı açıklamalarda bulundu...
Yıllardır yemek ihalelerine girdiklerini söyleyen Harun Özcan tehdit edildiklerini, çalışanlarının ise tacizlere uğradığını söyledi....
Devlet?i 600 bin lira zarardan kurtardıklarını ifade eden Özcan, Zonguldak?ta yemek ihalelerini toplayan kartel oluştuğunu, yemek ihalelerine fesat karıştırıldığını ve ihaleye giren şirketler arasındaki para transferlerinin araştırıldığı takdirde organik bağların ortaya çıkacağını sözlerine ekledi...
Harun Özcan?dan kısa kısa...
- Giden Valimiz rekabet olmadığı gerekçesi ile yetkisini kullanıp ihaleyi iptal etti!
- İhalenin bütün aşamalarında olan firmalar tamamen aynı kişi ve gurubuna ait firmalar!
- Devletin burada uğratılan kaybı 3 trilyon lira!
- Bizim üzerimizden Sayın Valimizi de Milli Eğitimi de kötülemek ve karalamak sureti ile yayın yapıyorlar!
- Suç duyurusunda bulunacağım tehditler alıyoruz!
- Benim can güvenliğim yok. Şoförler tedirgin!
- Burada 4 lira yazdığı yemeği Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde 3,30?dan yine aynı firma veriyor!
- Şu anda ihalelere fesat karıştırılıyor!
- Bir banka ile olan ilişkileri bölge temsilcisi gittikten sonra bozuldu. Şimdi gözdeleri başka bir banka!
- Artık birilerinin dur demesi lazım!
Kerem Beyer; Doyuran Yemek Firması" ortaklarından Harun Özcan Bey," son yapılan yemek ihalesinde sizin ortağınız olduğu şirket kazandı.
Öncelikle hayırlı olsun diyelim. Buralara kadar geldiniz demek ki ihale pek hayırlı gitmemiş.
Sizi sıkıntıya sokan şeyler mi var, ne oldu ne bitti, öğrenebilir miyiz?
Harun Özcan: Yıllardır Zonguldak?ta yemek ihalesi demek istemiyorum," aslında yemek ihalesi olmuyordu kuru kumanya ekmek arası ihalesi oluyordu.
İlk defa sıcak yemek ihalesi oldu. Firmamız da bu ihale akabinde Bakacakkadı?da bir tesis kurdu.
Firmamız bu ihalelere iştirak ediyor. Komisyon ihaleyi bize verdi. Fakat, Kamu İhale Kurumu?na ihaleye girmeyen firmalar itiraz etti. Yasal süreci buradaki firmalar iyi kullanarak sürekli ihalenin iptali yolunda çalışmalar yapıyor biz de buna karşı Devletin bize verdiği yasal haklarımızı kullanarak yemek çıkarmaya başladık.
K.B: Ben kamuoyu adına şunu merak ediyorum ve sormak istiyorum, bu yemek ihalesi nerenin yemek ihalesi, kurum mu, okul mu, askeriye mi?
H.Ö: Bu," Milli Eğitimin bütün ilçelerle beraber taşımalı sıcak yemek ihalesi yani sulu yemek ihalesi.
"
K.B: Zonguldak haricinde 80 ilde böylesine ihaleler yapılıyor ve yemekler dağıtılıyor. Neden diğer iller de sulu yemek varken Zonguldak?ta kuru yemek ihalesi yapılıyor?
H.Ö: Çok güzel bir yere temas ettiniz aslında kuru kumanya listesi de var." Aslında buradaki listenin maliyeti hesaplarımıza göre 70 ila 80 kuruş arasında, sulu yemek de 2,05 liraya maliyeti oluyor. Bir öğrencinin daha iyi beslenebileceği şekilde etli, tavuklu mönüler var.
K.B: Bu mönü kime ait?
H.Ö: Bu, Milli Eğitime ait bu kuru yapıldığındaki yemek listesi. Sulu yemek listesi de elimizde.
K.B: Geçmişte Milli Eğitim kuru yemek mi verilmesini istiyordu?
H.Ö: Eskiden burada sulu yemek verebilecek kapasite deki firma yok görüldüğü için Milli Eğitim Müdürlüğü mecburen kuru kumanya çıkarıyordu bunda da zorlanıyordu.
Biz olmasaydık iki şık vardı. Ya kuru kumanyaya devam edecekti ya da aç kalacaklardı. Biz sulu yemek yapabileceğimizi göstermek için tesisimizi gösterdik ve ihale bize kaldı. Kamu İhale Kurumu?na itiraz edildi ve tekrar ihale bize kaldı.
Daha önce hiç fiyat indirimi yapmayan malum firma şu an fiyatlarını da kırdı demek ki yapılanabiliyormuş.
Birim fiyatından 40 kuruş kırdı. Biz dolayısı öğrencilere ve" Milli Eğitim camiasına bir nefes aldırmış bulunmaktayız.
Sonuçta bu işin yapılabileceğini gösterdik. Daha sözleşme yapılmadı ama şu an sadece çocuklar aç kalmasın diye bizim ücretsiz olarak bir hizmetimiz bulunmakta.
3 gündür biz çocuklar aç kalmasın diye ücretsiz yemek dağıtıyoruz. Mesela ayın 11?inde salçalı köfte, pirinç pilavı ve ekmek verdik.
Kuru kumanya da olan mönüye bakarsak eğer ne kadar sağlıklı olduğunu tartışmak gerekiyor.
Evvelki gün etli nohut, bulgur pilavı ve cacık verdik. Bugün etli bezelye, pilav, kakaolu puding verdik.
K.B: Geçmiş yıllarda bu başarısız oldu da bunu siz nasıl başarıyorsunuz?
H.Ö: Bunun başarıp ya da başarmamakla alakası yok bunun rant ile alakası var. Gösterdiğim listenin maliyeti bir lirayı bulmaz ama bu listeyi 2.40 liradan aldılar. Birim fiyatına 1,40lira karla aldılar.
K.B: Kaç öğrenci var?
H.Ö: 12 bin 350 öğrenci var. 2.200.000 adet yemek alındı bu ihalenin sonucunda. Burayı boş bulmuşlar, kurumlarımız da başka giren olmadığı için buna isteyerek ve istemeyerek buna göz yummak zorunda kalmış durumdalar.
K.B: Geçmiş yıllardaki yemek ihalelerinde herhangi bir indirim yapıldı mı?
H.Ö: Hiç yapılmadı ben üç yıl öncesine dönmek istiyorum. 2010-2011 eğitim yılına döneceğim.
İhale sosyal hizmetler dediğimiz firmamızda kaldı. Giden valimiz rekabet olmadığı gerekçesi ile yetkisini kullanıp ihaleyi iptal etti.
Biz ilk defa girmiyoruz bu ihaleye. Oğluma ait şirket ile biz bu ihaleye girdik. Ortak girişimlerimiz de vardı onlar ile de girdik.
Bu yine değişmedi. Bu yıl tam hazır olduk yerimizi daha öncesinde de kurmuştuk. 750 m2?lik tesisimiz var. Her şey hijyenik, düzgün, 70 personel ile hizmet veriyoruz. O bölgede 70 kişilik bir istihdam yarattık.
Kuru kumanya devam ederse bunu 10-15 kişilik ekiple gece kimsenin denetimi olmadan paketlenip atılan ambalajlar olarak devam ederdi.
Devletin burada uğratılan kaybı 3 trilyon lira hem de çocuklar doymamış ve obeziteyi destekleyen yiyeceklerden oluşmakta.
Bizim yemek bölümümüzün maliyeti 2 liranın üzerinde. Biz Bakacakkadı?dan 5-6 noktaya ve 6 ilçe olmakla beraber 86 noktaya ve buralarda yapabilecek kapasite de olmamıza rağmen son baktığımızda Cuma günü saat 5:30?da bize dendi ki ?yemekleri siz verebilirsiniz? denmişti.
Cuma günü iş daha onaylanmamıştı. Milli Eğitim yasal süreçten dolayı ihale daha yeni pazarlık yapıldığı için onaylayamamıştı.
K.B: İhaleleri bizler de takip ediyoruz. İhalelere 20-30 firma katılıyor. Bu firmaların hepsi ihaleyi almak için mi giriyor?
Bu çarkı bir anlatır mısınız neden o firmalardan biri kazanmaz da hep belli başlı firmalar kazanır?
H.Ö: Bu ihaleye pazarlık hariç 19 firma katıldı. Pazarlığa da bu ihale de doküman alan herkes davet edilmiş.
Bizim duyumlarımıza göre 19 firmadan 3 tanesi ihaleye katılmadan kamu ihale kurumuna itirazda bulundu.
K.B: Neden?
İH.Ö: İşin sürecini uzatmak asıl amaçları. Bu benim iddiam işin sürecini uzatmak istiyorlar.
K.B: Bu itirazlar sizin aldığınız ihaleyi baltalamak anlamında mı yapıldı?
H.Ö: Aslında bunun onunla da alakası yok asıl amaçları kuru kumanya ihalesinin devam edilmesini sağlamak.
Yani rantı devam ettirmek burada biz ihaleye girmemiş olsak, bunlar da girmeyeceklerdi. Kuru kumanyaya gireceklerdi aynı firma 4 tane firmaları var.
Şuanda ihalenin bütün aşamalarında olan firmalar tamamen aynı kişi ve gurubuna ait firmalar.
Zonguldak yemek piyasasında büyük bir rant var. Bu rant da tek bir kişinin eline geçmiş durumda.
K.B: Siz neden indirim yaptınız bu son ihale de?
H.Ö: Biz indirim yapmadık bu bizi kurtarabilecek bir fiyat. Biz bu ihaleden para kazanmaksak da zarar etmeyiz.
Bizim buradaki ilk amacımız Zonguldak?daki 12 bin 350 çocuğun hakkını yedirmemek, bunların sağlıklı, hijyen daha doyurucu ve kaliteli yemek sunmak bizim amacımız. Biz bunu başardık, bizi bazı basın organları da karalamak için değişik okullarda yemek dağıtmaya elverişsizdir.
Hazır değil okullarımız diyorlar. Bizim üzerimizden Sayın Valimizi de Milli Eğitimi de kötülemek ve karalamak sureti ile yayın yapıyorlar.
K.B: Yapılan haberlerin gerçekle" ilgisi var mı?
H.Ö: Hiç gerçek değil iddialar çok asılsızdır. Her şey çok hijyen durumdadır. Bulaşıkların dışarıda yıkandığı iddiası var. Bu mümkün değil termobaks denen bir alet var. 24 saat aynı ısıda duruyor. Yemek arabaları geldiği zaman termobakslar ile dışarıda yıkanıyor. Temizlenmiş alanda gelen arabalar dezenfekte ediliyor.
K.B: Biz burada anlattığınız ile kalmayacağız. Biz fabrikanıza gelip de görmek isteriz.
H.Ö: Kapımız bizim herkese açıktır. Bir ihbar olduğu bize söylendi ve dün bizim firmamıza baskın yapıldı.
Raporda ?üretilen 11,02,2013 tarihinde üretilen soslu köftelerden alınan numunenin laboratuvara gönderilen numunenin yeterli miktarda olmadığı 30gr olduğu tespit edildi? yazıyor.
K.B: Biz bu işin erbabı değiliz. Bu işin detaylarını sizden öğreneceğiz. Her yemeğin numunesi mi gönderilir?
H.Ö: Bugün geldiler yemek üreten firmalar ürettikleri yemeklerin hepsinden numunelerini 72 saat tutmak zorundalar. Biz de numune var ama az diyorlar.
K.B: Doyuran Yemek Firmasında numune var ama numune az diyorlar öyle mi?
H.Ö: Bizim numunelerimizi tartmadılar ki.
K.B: Sizin yanınızda numuneleriniz tartıldı mı?
H.Ö: İmza atan benim bu numuneler tartılmadı. Gelen insanlar iyi niyetli insanlar kesinlikle görevlendirme yapılmış, ihbar edilmiş, ihbar yapan firma kendisi olarak açıklanmıyor tabi ki. İhbar yaptırıldı. Malum burada yemek yapan firmalar kaç defa kontrol edildi.
Biz bu duruma itiraz edeceğiz.
K.B: Bir haksızlığa uğradığınız söylüyorsunuz. Kimseyi karalama niyetinde değiliz. Siz burada" tarafsınız. Size resmi bir yazı var mı, numuneleriniz hangi miktarda tutmanız gerektiğine dair?
H.Ö: Hayır böyle bir belge bizde yok.
K.B: Alt limit var mı yönetmelikte?
H.Ö: Hayır böyle bir şey yok. Biz zaten Milli Eğitime köfte 30 gr vermek zorundayız. Bizim gıda mühendisimiz de onu almış. Şartnamede belirtilen o porsiyonu almış. Rakiplerimizde birileri bunu ihbar etti.
K.B. Kağıt üzerinde bu işin gramajı ile alakalı bir ölçü var mı?
H.Ö: Hayır böyle bir ölçü yok. Bize şu söylenir ?her yemeğin numunesi alınacak ve 72 saat saklanacak? denir.
Biz bunun şu an yapıyoruz. Gelip gördüler gelen ekip. ?ihbar var biz görevimizi yapmak zorundayız? dediler.
Memur beyler görevini yaptı kesinlikle bizi suçlayıcı yada ön yargılı bir durum yok.
K.B: Bir haksızlığa uğradığınızı iddia ediyorsunuz. Şikayetleriniz var. Vali Beyle bu durumları görüşecek misiniz?
H.Ö: Ben buradan çıktıktan sonra Savcılığa gideceğim. Suç duyurusunda bulunacağım tehditler alıyoruz.
K.B: Bu tehditleri açar mısınız?
H.Ö: İsmi Kubilay olan buradaki arkadaşım ilk gün geldi bizi aradı. Beni bulamayınca arkadaşlarıma ?bu iş böyle gitmez? demiş ve gitmiş.
K.B: Telefonla değil yani öyle mi?
H.Ö: Hayır yüzyüze şahitlerim de var. Orası yapılırken sürekli gelip gittiler. ?yapmayın, neden yapıyorsunuz, kurmayın buraya? dediler.
K.B: Bütün ihalelerde tehditler her zaman olur mu?
H.Ö: Bunu herkes biliyor ki bu işler hep böyle bir şekilde var. 2008?de 4 liradan yapılıyordu hastanelerdeki ihaleler.
Araştırma hastanesinin ihalesine girdim. 3liralara düştü daha yeni 4 lira oldu. 5 sene geçti. Biz 2008?de de fiyatları tolere ettik.
K.B: Siz bu yüzden mi istenmiyorsunuz?
H.Ö: Evet ben bu yüzden istenmiyorum. Bana buradan git diyorlar. Ben buradan çıkıp Savcı Bey?in yanına gideceğim.
Benim can güvenliğim yok. Şoförler tedirgin. Ereğli arabalarından birisi korktu gelmedi. Fırın tehdit altında. Gözdağı veriyorlar. Arabalarımızın önüne arabaları ile kırıyorlar. Tacize uğruyoruz. Fırın 3 gündür tacizde.
Ne olduğunu bizde anlamadık 3 gündür gece gündüz uyumadan dükkanımızın önünü bekliyoruz. Biz iş adamı mıyız, güvenlik görevlisi miyiz. Şimdiye kadar sakin kafa ile durup düşünelim dedikçe bu durum devam etmeye başladı.
K.B: Devletin zarara uğratılmasını istemiyorsunuz?
H.Ö: Evet istemiyoruz.
K.B: Hak eden hak ettiği şekilde ihaleyi alsın diyorsunuz.
H.Ö: Kesinlikle.
K.B: İhale süreci ile ilgili başka bir söyleyeceğiniz var mı bize?
H.Ö: Beş yıldır burada oynanan oyunlar aynı. Kamu ihale kurumunun yasal açıklarını kullanarak itiraz ederek bu firmalar bizim elendiğimiz ilk ihalede kamu ihale komisyonuna itiraz ettiler.
Bizim adımıza sahte fotokopiler ile sahte itirazlar ettiler.
K.B: Bu durumu suç duyurusunda bulundunuz mu?
H.Ö: Bulunamayız ki. Bunu kanıtlayamayız. Parası yatmış. Para yatıran banka kim yatırıyor diye bir kimlik tespitin de bulunmuyor ki. Bunu ispat etme şansımız yok. Boş evraklarla itiraz ediliyor.
Peşinden on dakika sonra Karaelmas firması itiraz ediyor. Kamu İhale Komisyonunun kamera kayıtları olduğu için söylüyorum. Sonrasında 60 günlük teftiş süresi var. Teftiş süresi ile birlikte ihaleyi iptal etsinler istiyorlar.
K.B: Sırf hamburger yedirmek için sağlıksız beslendirmek için mi bunu yapıyorlar.
H.Ö: Aynen öyle böyle olursa 15 kişi çalıştıracaklar. Böyle bir şey için 20 araba gerekiyor kendi istedikleri için 5-6 araba çalıştıracaklar.
K.B: Bu çocukları aç bırakacak mısınız?
H.Ö: Kesinlikle çocukları aç bırakmayacağız. 3 gündür mücadele veriyoruz. Şu anda biz 90 bin lira zarardayız.
Aksaklıklar var. Bu aksaklıkları okul müdürlerini taciz ederek yapıyorlar. Onların silahşoru olan basın biliyor.
Okul müdürleri hakkında soruşturma başlatacaklar. Gazetelerinde olur olmaz" yayınlıyorlar. Aynı gazete 3 sene önce bizi yine yazdı ve tekzip etmek zorunda kaldı. 3 senedir bizler ile uğraşıyorlar.
Çünkü biz ne kul hakkı yemek istiyoruz nede çocukların hakkını yemek istiyoruz. Ne de devletimizi soymak istiyoruz biz bu saatten sonra Zonguldak?ta ya da gücümüzün yettiği yer yerdeyiz.
K.B: Soyan var mı peki?
H.Ö: Soyuyorlar ya da soymuyorlar demiyorum. Biz devletimizi zarara uğramasın istiyoruz.
Şu an bizim devlete sağladığımız fayda bir tane yemekte 60 kuruş olsa 600 bin liralık bir faydamız var devletimize.
97 günde 600 bin lira faydamız var. Biz yemeği çıkarmaya devam edeceğiz ve devlete sığınacağız.
Bu sulu yemek eğer kumanya olsaydı. Bu rakam 1.200bin olacaktı. Bu ilk dönemi de sayarsak eğer 2 buçuk, 3 trilyonluk bir rant oluyor.
K.B: Siz diyorsunuz ki ben para kazanayım ama çocuklarında boğazından sulu yemek geçsin. Az kazanayım ama çocuklar sağlıklı beslensin diyorsunuz" öyle mi?
H.Ö: Gelip göreceksiniz, hepsi gencecik çoğu evine ekmek götüremeyen insanlar. 70tane insanı çoğu da Bakacakkadılı.
Diğer yerlerden gelenler için de servis koyduk. İnsanlar daha rahat ulaşım sağlasın diye servis de koyduk. 3 vardiya 24 saat açık orası. 13.250 kişiye yemek yetiştirmek ve 86 noktaya yemek yetiştirmek kolay bir iş değil tabi ki.
Kendi firmaları ile ilgili Tıp Fakültesinde yine ihale bundan önceki dönem oradaki ihale de yine bana kaldı ve bunlar kamu ihale kurumuna gittiler.
Kamu ihale kurumunda açıklama yapılması gereken yerde açıklama yapılmadı. Kamu ihale kurumu doğru işi bozdu ve idareye geri döndü.
Oba yemek Diyarbakır firmasından açıklama istedi. Bunlar açıklama verdirtmeyip tekrar bu firmaya ihaleye kaldı.
Bundan önce yine bu firma ihaleyi ilk aldığında 2008 yılı olsa gerek. Kuru kumanya iş bitirmesine geçmemesi gerekirken. Kuru kumanya işine geçildi böyle ihale yapıldı. Biz bunu sonradan öğrendiğimiz için sonradan söylüyorum.
Ben araştırma yaptım benim can güvenliğime kadar tehdit ettikleri için ben de detaylı bir araştırma yaptım. Bu şekilde o ihale onlara kaldı.
Yine burada Bülent Ecevit Üniversitesinin merkez kampüsü başka bir inşaat yemek işi yapıyordu ve bu ihaleye sonradan girmedi. Bu işten para kazandığı halde ihaleye girmeyince bu iş yine bunlara kaldı.
Hep aynı şahıslara değişik firmalar aldı. Burada 4 lira yazdığı yemeği Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde 3,30?dan yine aynı firma veriyor. Zonguldak?ta 4 lira Bolu?da 3,30
K.B: Bu fiyatı farklı vermek mantıklı mıdır?
H.Ö. Bu kartelleşerek birleşerek birilerini devre dışı bırakarak devleti zarara uğratmaktır. Şu an da ihalelere fesat karıştırılıyor.
Ben bunu savcılığa da ben bunu dilim döndüğünce anlatacağım. Bildiğim" her şeyi açık açık anlatacağım.
Bir firma 2008 yılında yine Doyuran firmamızda o zaman Karaelmas Üniversitesinin merkez kampüs yemeğini yaparken, Kadın Doğum Hastanesinin yemeğine hazırlık yaptık. Bizimle görüşmeye geldiler.
Çantamız bizim yerdeydi odadaki arkadaşlar çantamızdan o ihalenin dosyasını çalarak o kadın doğum hastanesine o dosyayı kullandılar.
Biz polise şikayetimizi yaptık. Polis gece 11?de gitti. Hastane bize dosyayı vermedi. Organize dosyayı aldı bize verdi. Bu dava bütün kamera kayıtları ile belgelendi dava sonucunda bunların elemanı olan Mustafa G. 5 yıl ağır ceza yedi.
Şuan dosya Yargıtay da bunların ilk değil bu. Bunlar her türlü her şeyi yapıyorlar. Küçük iş de büyük iş de dahil.
Şu ara inceleyecek olursak eğer bankaların birbiri ile para transferlerini araştırılacak olursa eğer bu firmaların birbirleri ile organik bir bağları kanıtlanacaktır. İhale yasası derki birbiri ile organik bağı olan firmalar. Aynı ihaleye dosya kullanamazlar. İhalenin fesadının tam ortası burası.
"Her şey fesat bu bankalar aracılığı ile de kanıtlanabilir. Benim söylediklerimle Savcı Bey çok rahat ulaşabilir.
"Bir banka ile olan ilişkileri bölge temsilcisi gittikten sonra bozuldu. Şimdi gözdeleri başka bir banka. Bunlar her şeyi yapıyorlar ama nasıl yapıyorlar bilmiyorum.
K.B:" Kuru kumanya listesine bakıldığında pek sağlıklı gözükmüyor.
H.Ö: Çocuklarımızın sıcak yemek yemeye ihtiyaçları var. Milli Eğitim doğrusunu yaptı baskılara boyun eğmedi.
Baskılara rağmen dik durdular. Biz maliyetin den bu ihaleyi aldık devletimizi zarara uğratmadık. 700 bin lirayı bulan bir yatırım yaptık. Şu anda 70 kişiyi istihdam ediyoruz. Bu devam edecek.
K.B: Kaç liradan aldınız ihaleyi?
H.Ö: 1 lira 88 kuruştan biz ihaleyi aldık.
K.B: Geçmişte ne kadardı peki?
H.Ö: 2 lira 40 kuruştu. Bizim maliyetimiz 2 lira civarında. Ben buradan Savcılığa gideceğim.
Artık birilerinin dur demesi lazım. Ben vatandaşlık görevimi yaptığıma inanıyorum. Ben burada Zonguldak için kötü giden gidişatı bir dur demek için çalışıyorum.
Yıllardır yemek ihalelerine girdiklerini söyleyen Harun Özcan tehdit edildiklerini, çalışanlarının ise tacizlere uğradığını söyledi....
Devlet?i 600 bin lira zarardan kurtardıklarını ifade eden Özcan, Zonguldak?ta yemek ihalelerini toplayan kartel oluştuğunu, yemek ihalelerine fesat karıştırıldığını ve ihaleye giren şirketler arasındaki para transferlerinin araştırıldığı takdirde organik bağların ortaya çıkacağını sözlerine ekledi...
Harun Özcan?dan kısa kısa...
- Giden Valimiz rekabet olmadığı gerekçesi ile yetkisini kullanıp ihaleyi iptal etti!
- İhalenin bütün aşamalarında olan firmalar tamamen aynı kişi ve gurubuna ait firmalar!
- Devletin burada uğratılan kaybı 3 trilyon lira!
- Bizim üzerimizden Sayın Valimizi de Milli Eğitimi de kötülemek ve karalamak sureti ile yayın yapıyorlar!
- Suç duyurusunda bulunacağım tehditler alıyoruz!
- Benim can güvenliğim yok. Şoförler tedirgin!
- Burada 4 lira yazdığı yemeği Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde 3,30?dan yine aynı firma veriyor!
- Şu anda ihalelere fesat karıştırılıyor!
- Bir banka ile olan ilişkileri bölge temsilcisi gittikten sonra bozuldu. Şimdi gözdeleri başka bir banka!
- Artık birilerinin dur demesi lazım!
Kerem Beyer; Doyuran Yemek Firması" ortaklarından Harun Özcan Bey," son yapılan yemek ihalesinde sizin ortağınız olduğu şirket kazandı.
Öncelikle hayırlı olsun diyelim. Buralara kadar geldiniz demek ki ihale pek hayırlı gitmemiş.
Sizi sıkıntıya sokan şeyler mi var, ne oldu ne bitti, öğrenebilir miyiz?
Harun Özcan: Yıllardır Zonguldak?ta yemek ihalesi demek istemiyorum," aslında yemek ihalesi olmuyordu kuru kumanya ekmek arası ihalesi oluyordu.
İlk defa sıcak yemek ihalesi oldu. Firmamız da bu ihale akabinde Bakacakkadı?da bir tesis kurdu.
Firmamız bu ihalelere iştirak ediyor. Komisyon ihaleyi bize verdi. Fakat, Kamu İhale Kurumu?na ihaleye girmeyen firmalar itiraz etti. Yasal süreci buradaki firmalar iyi kullanarak sürekli ihalenin iptali yolunda çalışmalar yapıyor biz de buna karşı Devletin bize verdiği yasal haklarımızı kullanarak yemek çıkarmaya başladık.
K.B: Ben kamuoyu adına şunu merak ediyorum ve sormak istiyorum, bu yemek ihalesi nerenin yemek ihalesi, kurum mu, okul mu, askeriye mi?
H.Ö: Bu," Milli Eğitimin bütün ilçelerle beraber taşımalı sıcak yemek ihalesi yani sulu yemek ihalesi.
"
K.B: Zonguldak haricinde 80 ilde böylesine ihaleler yapılıyor ve yemekler dağıtılıyor. Neden diğer iller de sulu yemek varken Zonguldak?ta kuru yemek ihalesi yapılıyor?
H.Ö: Çok güzel bir yere temas ettiniz aslında kuru kumanya listesi de var." Aslında buradaki listenin maliyeti hesaplarımıza göre 70 ila 80 kuruş arasında, sulu yemek de 2,05 liraya maliyeti oluyor. Bir öğrencinin daha iyi beslenebileceği şekilde etli, tavuklu mönüler var.
K.B: Bu mönü kime ait?
H.Ö: Bu, Milli Eğitime ait bu kuru yapıldığındaki yemek listesi. Sulu yemek listesi de elimizde.
K.B: Geçmişte Milli Eğitim kuru yemek mi verilmesini istiyordu?
H.Ö: Eskiden burada sulu yemek verebilecek kapasite deki firma yok görüldüğü için Milli Eğitim Müdürlüğü mecburen kuru kumanya çıkarıyordu bunda da zorlanıyordu.
Biz olmasaydık iki şık vardı. Ya kuru kumanyaya devam edecekti ya da aç kalacaklardı. Biz sulu yemek yapabileceğimizi göstermek için tesisimizi gösterdik ve ihale bize kaldı. Kamu İhale Kurumu?na itiraz edildi ve tekrar ihale bize kaldı.
Daha önce hiç fiyat indirimi yapmayan malum firma şu an fiyatlarını da kırdı demek ki yapılanabiliyormuş.
Birim fiyatından 40 kuruş kırdı. Biz dolayısı öğrencilere ve" Milli Eğitim camiasına bir nefes aldırmış bulunmaktayız.
Sonuçta bu işin yapılabileceğini gösterdik. Daha sözleşme yapılmadı ama şu an sadece çocuklar aç kalmasın diye bizim ücretsiz olarak bir hizmetimiz bulunmakta.
3 gündür biz çocuklar aç kalmasın diye ücretsiz yemek dağıtıyoruz. Mesela ayın 11?inde salçalı köfte, pirinç pilavı ve ekmek verdik.
Kuru kumanya da olan mönüye bakarsak eğer ne kadar sağlıklı olduğunu tartışmak gerekiyor.
Evvelki gün etli nohut, bulgur pilavı ve cacık verdik. Bugün etli bezelye, pilav, kakaolu puding verdik.
K.B: Geçmiş yıllarda bu başarısız oldu da bunu siz nasıl başarıyorsunuz?
H.Ö: Bunun başarıp ya da başarmamakla alakası yok bunun rant ile alakası var. Gösterdiğim listenin maliyeti bir lirayı bulmaz ama bu listeyi 2.40 liradan aldılar. Birim fiyatına 1,40lira karla aldılar.
K.B: Kaç öğrenci var?
H.Ö: 12 bin 350 öğrenci var. 2.200.000 adet yemek alındı bu ihalenin sonucunda. Burayı boş bulmuşlar, kurumlarımız da başka giren olmadığı için buna isteyerek ve istemeyerek buna göz yummak zorunda kalmış durumdalar.
K.B: Geçmiş yıllardaki yemek ihalelerinde herhangi bir indirim yapıldı mı?
H.Ö: Hiç yapılmadı ben üç yıl öncesine dönmek istiyorum. 2010-2011 eğitim yılına döneceğim.
İhale sosyal hizmetler dediğimiz firmamızda kaldı. Giden valimiz rekabet olmadığı gerekçesi ile yetkisini kullanıp ihaleyi iptal etti.
Biz ilk defa girmiyoruz bu ihaleye. Oğluma ait şirket ile biz bu ihaleye girdik. Ortak girişimlerimiz de vardı onlar ile de girdik.
Bu yine değişmedi. Bu yıl tam hazır olduk yerimizi daha öncesinde de kurmuştuk. 750 m2?lik tesisimiz var. Her şey hijyenik, düzgün, 70 personel ile hizmet veriyoruz. O bölgede 70 kişilik bir istihdam yarattık.
Kuru kumanya devam ederse bunu 10-15 kişilik ekiple gece kimsenin denetimi olmadan paketlenip atılan ambalajlar olarak devam ederdi.
Devletin burada uğratılan kaybı 3 trilyon lira hem de çocuklar doymamış ve obeziteyi destekleyen yiyeceklerden oluşmakta.
Bizim yemek bölümümüzün maliyeti 2 liranın üzerinde. Biz Bakacakkadı?dan 5-6 noktaya ve 6 ilçe olmakla beraber 86 noktaya ve buralarda yapabilecek kapasite de olmamıza rağmen son baktığımızda Cuma günü saat 5:30?da bize dendi ki ?yemekleri siz verebilirsiniz? denmişti.
Cuma günü iş daha onaylanmamıştı. Milli Eğitim yasal süreçten dolayı ihale daha yeni pazarlık yapıldığı için onaylayamamıştı.
K.B: İhaleleri bizler de takip ediyoruz. İhalelere 20-30 firma katılıyor. Bu firmaların hepsi ihaleyi almak için mi giriyor?
Bu çarkı bir anlatır mısınız neden o firmalardan biri kazanmaz da hep belli başlı firmalar kazanır?
H.Ö: Bu ihaleye pazarlık hariç 19 firma katıldı. Pazarlığa da bu ihale de doküman alan herkes davet edilmiş.
Bizim duyumlarımıza göre 19 firmadan 3 tanesi ihaleye katılmadan kamu ihale kurumuna itirazda bulundu.
K.B: Neden?
İH.Ö: İşin sürecini uzatmak asıl amaçları. Bu benim iddiam işin sürecini uzatmak istiyorlar.
K.B: Bu itirazlar sizin aldığınız ihaleyi baltalamak anlamında mı yapıldı?
H.Ö: Aslında bunun onunla da alakası yok asıl amaçları kuru kumanya ihalesinin devam edilmesini sağlamak.
Yani rantı devam ettirmek burada biz ihaleye girmemiş olsak, bunlar da girmeyeceklerdi. Kuru kumanyaya gireceklerdi aynı firma 4 tane firmaları var.
Şuanda ihalenin bütün aşamalarında olan firmalar tamamen aynı kişi ve gurubuna ait firmalar.
Zonguldak yemek piyasasında büyük bir rant var. Bu rant da tek bir kişinin eline geçmiş durumda.
K.B: Siz neden indirim yaptınız bu son ihale de?
H.Ö: Biz indirim yapmadık bu bizi kurtarabilecek bir fiyat. Biz bu ihaleden para kazanmaksak da zarar etmeyiz.
Bizim buradaki ilk amacımız Zonguldak?daki 12 bin 350 çocuğun hakkını yedirmemek, bunların sağlıklı, hijyen daha doyurucu ve kaliteli yemek sunmak bizim amacımız. Biz bunu başardık, bizi bazı basın organları da karalamak için değişik okullarda yemek dağıtmaya elverişsizdir.
Hazır değil okullarımız diyorlar. Bizim üzerimizden Sayın Valimizi de Milli Eğitimi de kötülemek ve karalamak sureti ile yayın yapıyorlar.
K.B: Yapılan haberlerin gerçekle" ilgisi var mı?
H.Ö: Hiç gerçek değil iddialar çok asılsızdır. Her şey çok hijyen durumdadır. Bulaşıkların dışarıda yıkandığı iddiası var. Bu mümkün değil termobaks denen bir alet var. 24 saat aynı ısıda duruyor. Yemek arabaları geldiği zaman termobakslar ile dışarıda yıkanıyor. Temizlenmiş alanda gelen arabalar dezenfekte ediliyor.
K.B: Biz burada anlattığınız ile kalmayacağız. Biz fabrikanıza gelip de görmek isteriz.
H.Ö: Kapımız bizim herkese açıktır. Bir ihbar olduğu bize söylendi ve dün bizim firmamıza baskın yapıldı.
Raporda ?üretilen 11,02,2013 tarihinde üretilen soslu köftelerden alınan numunenin laboratuvara gönderilen numunenin yeterli miktarda olmadığı 30gr olduğu tespit edildi? yazıyor.
K.B: Biz bu işin erbabı değiliz. Bu işin detaylarını sizden öğreneceğiz. Her yemeğin numunesi mi gönderilir?
H.Ö: Bugün geldiler yemek üreten firmalar ürettikleri yemeklerin hepsinden numunelerini 72 saat tutmak zorundalar. Biz de numune var ama az diyorlar.
K.B: Doyuran Yemek Firmasında numune var ama numune az diyorlar öyle mi?
H.Ö: Bizim numunelerimizi tartmadılar ki.
K.B: Sizin yanınızda numuneleriniz tartıldı mı?
H.Ö: İmza atan benim bu numuneler tartılmadı. Gelen insanlar iyi niyetli insanlar kesinlikle görevlendirme yapılmış, ihbar edilmiş, ihbar yapan firma kendisi olarak açıklanmıyor tabi ki. İhbar yaptırıldı. Malum burada yemek yapan firmalar kaç defa kontrol edildi.
Biz bu duruma itiraz edeceğiz.
K.B: Bir haksızlığa uğradığınız söylüyorsunuz. Kimseyi karalama niyetinde değiliz. Siz burada" tarafsınız. Size resmi bir yazı var mı, numuneleriniz hangi miktarda tutmanız gerektiğine dair?
H.Ö: Hayır böyle bir belge bizde yok.
K.B: Alt limit var mı yönetmelikte?
H.Ö: Hayır böyle bir şey yok. Biz zaten Milli Eğitime köfte 30 gr vermek zorundayız. Bizim gıda mühendisimiz de onu almış. Şartnamede belirtilen o porsiyonu almış. Rakiplerimizde birileri bunu ihbar etti.
K.B. Kağıt üzerinde bu işin gramajı ile alakalı bir ölçü var mı?
H.Ö: Hayır böyle bir ölçü yok. Bize şu söylenir ?her yemeğin numunesi alınacak ve 72 saat saklanacak? denir.
Biz bunun şu an yapıyoruz. Gelip gördüler gelen ekip. ?ihbar var biz görevimizi yapmak zorundayız? dediler.
Memur beyler görevini yaptı kesinlikle bizi suçlayıcı yada ön yargılı bir durum yok.
K.B: Bir haksızlığa uğradığınızı iddia ediyorsunuz. Şikayetleriniz var. Vali Beyle bu durumları görüşecek misiniz?
H.Ö: Ben buradan çıktıktan sonra Savcılığa gideceğim. Suç duyurusunda bulunacağım tehditler alıyoruz.
K.B: Bu tehditleri açar mısınız?
H.Ö: İsmi Kubilay olan buradaki arkadaşım ilk gün geldi bizi aradı. Beni bulamayınca arkadaşlarıma ?bu iş böyle gitmez? demiş ve gitmiş.
K.B: Telefonla değil yani öyle mi?
H.Ö: Hayır yüzyüze şahitlerim de var. Orası yapılırken sürekli gelip gittiler. ?yapmayın, neden yapıyorsunuz, kurmayın buraya? dediler.
K.B: Bütün ihalelerde tehditler her zaman olur mu?
H.Ö: Bunu herkes biliyor ki bu işler hep böyle bir şekilde var. 2008?de 4 liradan yapılıyordu hastanelerdeki ihaleler.
Araştırma hastanesinin ihalesine girdim. 3liralara düştü daha yeni 4 lira oldu. 5 sene geçti. Biz 2008?de de fiyatları tolere ettik.
K.B: Siz bu yüzden mi istenmiyorsunuz?
H.Ö: Evet ben bu yüzden istenmiyorum. Bana buradan git diyorlar. Ben buradan çıkıp Savcı Bey?in yanına gideceğim.
Benim can güvenliğim yok. Şoförler tedirgin. Ereğli arabalarından birisi korktu gelmedi. Fırın tehdit altında. Gözdağı veriyorlar. Arabalarımızın önüne arabaları ile kırıyorlar. Tacize uğruyoruz. Fırın 3 gündür tacizde.
Ne olduğunu bizde anlamadık 3 gündür gece gündüz uyumadan dükkanımızın önünü bekliyoruz. Biz iş adamı mıyız, güvenlik görevlisi miyiz. Şimdiye kadar sakin kafa ile durup düşünelim dedikçe bu durum devam etmeye başladı.
K.B: Devletin zarara uğratılmasını istemiyorsunuz?
H.Ö: Evet istemiyoruz.
K.B: Hak eden hak ettiği şekilde ihaleyi alsın diyorsunuz.
H.Ö: Kesinlikle.
K.B: İhale süreci ile ilgili başka bir söyleyeceğiniz var mı bize?
H.Ö: Beş yıldır burada oynanan oyunlar aynı. Kamu ihale kurumunun yasal açıklarını kullanarak itiraz ederek bu firmalar bizim elendiğimiz ilk ihalede kamu ihale komisyonuna itiraz ettiler.
Bizim adımıza sahte fotokopiler ile sahte itirazlar ettiler.
K.B: Bu durumu suç duyurusunda bulundunuz mu?
H.Ö: Bulunamayız ki. Bunu kanıtlayamayız. Parası yatmış. Para yatıran banka kim yatırıyor diye bir kimlik tespitin de bulunmuyor ki. Bunu ispat etme şansımız yok. Boş evraklarla itiraz ediliyor.
Peşinden on dakika sonra Karaelmas firması itiraz ediyor. Kamu İhale Komisyonunun kamera kayıtları olduğu için söylüyorum. Sonrasında 60 günlük teftiş süresi var. Teftiş süresi ile birlikte ihaleyi iptal etsinler istiyorlar.
K.B: Sırf hamburger yedirmek için sağlıksız beslendirmek için mi bunu yapıyorlar.
H.Ö: Aynen öyle böyle olursa 15 kişi çalıştıracaklar. Böyle bir şey için 20 araba gerekiyor kendi istedikleri için 5-6 araba çalıştıracaklar.
K.B: Bu çocukları aç bırakacak mısınız?
H.Ö: Kesinlikle çocukları aç bırakmayacağız. 3 gündür mücadele veriyoruz. Şu anda biz 90 bin lira zarardayız.
Aksaklıklar var. Bu aksaklıkları okul müdürlerini taciz ederek yapıyorlar. Onların silahşoru olan basın biliyor.
Okul müdürleri hakkında soruşturma başlatacaklar. Gazetelerinde olur olmaz" yayınlıyorlar. Aynı gazete 3 sene önce bizi yine yazdı ve tekzip etmek zorunda kaldı. 3 senedir bizler ile uğraşıyorlar.
Çünkü biz ne kul hakkı yemek istiyoruz nede çocukların hakkını yemek istiyoruz. Ne de devletimizi soymak istiyoruz biz bu saatten sonra Zonguldak?ta ya da gücümüzün yettiği yer yerdeyiz.
K.B: Soyan var mı peki?
H.Ö: Soyuyorlar ya da soymuyorlar demiyorum. Biz devletimizi zarara uğramasın istiyoruz.
Şu an bizim devlete sağladığımız fayda bir tane yemekte 60 kuruş olsa 600 bin liralık bir faydamız var devletimize.
97 günde 600 bin lira faydamız var. Biz yemeği çıkarmaya devam edeceğiz ve devlete sığınacağız.
Bu sulu yemek eğer kumanya olsaydı. Bu rakam 1.200bin olacaktı. Bu ilk dönemi de sayarsak eğer 2 buçuk, 3 trilyonluk bir rant oluyor.
K.B: Siz diyorsunuz ki ben para kazanayım ama çocuklarında boğazından sulu yemek geçsin. Az kazanayım ama çocuklar sağlıklı beslensin diyorsunuz" öyle mi?
H.Ö: Gelip göreceksiniz, hepsi gencecik çoğu evine ekmek götüremeyen insanlar. 70tane insanı çoğu da Bakacakkadılı.
Diğer yerlerden gelenler için de servis koyduk. İnsanlar daha rahat ulaşım sağlasın diye servis de koyduk. 3 vardiya 24 saat açık orası. 13.250 kişiye yemek yetiştirmek ve 86 noktaya yemek yetiştirmek kolay bir iş değil tabi ki.
Kendi firmaları ile ilgili Tıp Fakültesinde yine ihale bundan önceki dönem oradaki ihale de yine bana kaldı ve bunlar kamu ihale kurumuna gittiler.
Kamu ihale kurumunda açıklama yapılması gereken yerde açıklama yapılmadı. Kamu ihale kurumu doğru işi bozdu ve idareye geri döndü.
Oba yemek Diyarbakır firmasından açıklama istedi. Bunlar açıklama verdirtmeyip tekrar bu firmaya ihaleye kaldı.
Bundan önce yine bu firma ihaleyi ilk aldığında 2008 yılı olsa gerek. Kuru kumanya iş bitirmesine geçmemesi gerekirken. Kuru kumanya işine geçildi böyle ihale yapıldı. Biz bunu sonradan öğrendiğimiz için sonradan söylüyorum.
Ben araştırma yaptım benim can güvenliğime kadar tehdit ettikleri için ben de detaylı bir araştırma yaptım. Bu şekilde o ihale onlara kaldı.
Yine burada Bülent Ecevit Üniversitesinin merkez kampüsü başka bir inşaat yemek işi yapıyordu ve bu ihaleye sonradan girmedi. Bu işten para kazandığı halde ihaleye girmeyince bu iş yine bunlara kaldı.
Hep aynı şahıslara değişik firmalar aldı. Burada 4 lira yazdığı yemeği Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde 3,30?dan yine aynı firma veriyor. Zonguldak?ta 4 lira Bolu?da 3,30
K.B: Bu fiyatı farklı vermek mantıklı mıdır?
H.Ö. Bu kartelleşerek birleşerek birilerini devre dışı bırakarak devleti zarara uğratmaktır. Şu an da ihalelere fesat karıştırılıyor.
Ben bunu savcılığa da ben bunu dilim döndüğünce anlatacağım. Bildiğim" her şeyi açık açık anlatacağım.
Bir firma 2008 yılında yine Doyuran firmamızda o zaman Karaelmas Üniversitesinin merkez kampüs yemeğini yaparken, Kadın Doğum Hastanesinin yemeğine hazırlık yaptık. Bizimle görüşmeye geldiler.
Çantamız bizim yerdeydi odadaki arkadaşlar çantamızdan o ihalenin dosyasını çalarak o kadın doğum hastanesine o dosyayı kullandılar.
Biz polise şikayetimizi yaptık. Polis gece 11?de gitti. Hastane bize dosyayı vermedi. Organize dosyayı aldı bize verdi. Bu dava bütün kamera kayıtları ile belgelendi dava sonucunda bunların elemanı olan Mustafa G. 5 yıl ağır ceza yedi.
Şuan dosya Yargıtay da bunların ilk değil bu. Bunlar her türlü her şeyi yapıyorlar. Küçük iş de büyük iş de dahil.
Şu ara inceleyecek olursak eğer bankaların birbiri ile para transferlerini araştırılacak olursa eğer bu firmaların birbirleri ile organik bir bağları kanıtlanacaktır. İhale yasası derki birbiri ile organik bağı olan firmalar. Aynı ihaleye dosya kullanamazlar. İhalenin fesadının tam ortası burası.
"Her şey fesat bu bankalar aracılığı ile de kanıtlanabilir. Benim söylediklerimle Savcı Bey çok rahat ulaşabilir.
"Bir banka ile olan ilişkileri bölge temsilcisi gittikten sonra bozuldu. Şimdi gözdeleri başka bir banka. Bunlar her şeyi yapıyorlar ama nasıl yapıyorlar bilmiyorum.
K.B:" Kuru kumanya listesine bakıldığında pek sağlıklı gözükmüyor.
H.Ö: Çocuklarımızın sıcak yemek yemeye ihtiyaçları var. Milli Eğitim doğrusunu yaptı baskılara boyun eğmedi.
Baskılara rağmen dik durdular. Biz maliyetin den bu ihaleyi aldık devletimizi zarara uğratmadık. 700 bin lirayı bulan bir yatırım yaptık. Şu anda 70 kişiyi istihdam ediyoruz. Bu devam edecek.
K.B: Kaç liradan aldınız ihaleyi?
H.Ö: 1 lira 88 kuruştan biz ihaleyi aldık.
K.B: Geçmişte ne kadardı peki?
H.Ö: 2 lira 40 kuruştu. Bizim maliyetimiz 2 lira civarında. Ben buradan Savcılığa gideceğim.
Artık birilerinin dur demesi lazım. Ben vatandaşlık görevimi yaptığıma inanıyorum. Ben burada Zonguldak için kötü giden gidişatı bir dur demek için çalışıyorum.
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







