ENGİN ATALAY MÜZİK PİYASASINI SALLADI...
Geçtiğimiz günlerde klip çekimlerini tamamlayan Müzisyen Engin Atalay, Medyapusula Gazetesine röportaj verdi.
Haber giriş tarihi : 25-03-2015 | 22 : 04 39
Haber güncelleme tarihi : 25-03-2015 | 22 : 04 39
Zonguldak Ereğli doğumluyum. Çocukluğum, babamın işi sebebiyle Belçikada, daha sonra da Ereğlide geçti. İlk, orta ve lise eğitimimi Ereğlide tamamladım.
-Müziğe başlama serüveniniz nasıl gelişti?
Müziğe olan ilgim henüz 5-6 yaşlarındayken ortaya çıkmış aslında. Belçikada televizyondan duyduğum şarkıları kolaylıkla ezberleyip söylüyormuşum. Fena da söylemiyordum herhalde ki misafir geldiğinde hadi oğlum söyle derlerdi, ben de söylerdim. Bunları çok net hatırlıyorum. Türkiyeye kesin dönüş yaptığımızda ortaokul yıllarında rahmetli babam bana bir org almıştı, ısrarlarıma dayanamayıp. O zaman da bu orglar çok popülerdi. Ben kendi kendime org çalmaya başladım. Dönemin popüler şarkılarını çalıp söylüyordum kendi kendime. Bu durum ortaokuldaki müzik öğretmenimin de dikkatini

çekmiş olmalı ki beni çalıştırmaya başladı. Bütün okul temsillerinde koro ve solo olarak sahneye çıkar oldum bir anda. Dahasonra lise yıllarım başlıyor. Bence hayatımın dönüm noktası da lisede oluyor. Müzik Öğretmenim Neslihan Evişen Hanım,sesimi keşfedip beni konservatuvar ve Üniversitelerin müzik bölümlerine girecek şekilde çalıştırdı ve ilk sınava girişte dereceliolarak kazandım. Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümünü... Ve arkası geliyor zaten.
-Sizi bir TV ekranında düzenlenen bir müzik yarışmasıyla tanıdık. Bu yarışmanın size getirileri ne oldu?
Yarışmaya girdiğimde zaten müzik adına epey yol almış, yüksek lisans yapmış ve üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yapmaktaydım. Yarışmaya davet edildim; çünkü yarışma profesyonel, alanında eğitim almış yarışmacılar için kurgulanmıştı. Kabul ettim ve halk smsleri ve jüri oyları ile 1. oldum. Bunun tabi ki kazanımları oldu hayatımda. Daha geniş bir kitle tanır oldu beni. Konser teklifleri artmaya başladı. Canlı yayın tecrübesi edindim. Heyecanımı dizginlemeyi öğrendim. Farkına varmadığım başka artıları da mutlaka olmuştur.

-En büyük idealiniz, Türkü ve Türk Sanat Müziği eserlerini senfonik orkestra ve düzenlemelerle seslendirip, Türk müziğini dünyaya tanıtabilmek. Şu anda bu idealinizi gerçekleştirme sürecinin neresindesiniz?
Yurt içi ve dışında solist tenor olarak birçok konser yaptım. Senfonik orkestralar ile de söyledim. Ancak henüz tam anlamıyla bu idealimi gerçekleştirebildiğimi söyleyemem. Daha çok ses getiren işler yapmak arzusundayım. 3 Tenor projemiz var mesela. Sevgili sanatçı dostlarım, Hakan Aysev ve Berk Özbek ile 3 tenor projesi kapmasında birçok konser yaptık. Halen teklif geldiğinde bu konserlere devam etmekteyiz. Türkülerden Türk Sanat Müziğine, aryalardan tangolara, nostaljik Türkçe ve yabancı şarkılara kadar geniş bir repertuvarımız var. Ancak hayalimdeki, bunlardan daha farklı bir konsept. Bir İtalyan ya da bir Yunanlı tenor hem kendi müziği hem de klasik opera repertuvarı ile dünyada ses getirebiliyorsa, neden bir Türk tenor bu kadar zengin bir kültürün içinden çıkıp bunu gerçekleştiremesin ki? Tabi bu, biraz da destek gerektiren geniş kapsamlı bir iş. Vizyon sahibi bir müzik yapımcısı ya da belki bir sponsor ile başarılamayacak şey olmadığını düşünüyorum. Önemli olan bunu destekleyecek, bunun ülkemiz için getirilerini görebilecek vizyon sahibi, cesur birilerine ulaşabilmek. Gerisi çok kolay...

-Profesyonel müzik hayatıyla birlikte, müzik eğitimciliğiniz paralel olarak devam ediyor. Bunu gerçekleştirirken zorluklar yaşıyor musunuz? Kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?
Müzik eğitimciliği bence çok önemli. Genç sanatçı adayları ile tecrübeleri paylaşmak, onlara müzikal yolculuklarında mihmandarlık edebilmek manevi olarak da beni çok mutlu ediyor. Konser yoğunluğu olduğu dönemlerde zaman zaman yorulduğum da oluyor tabi. Hem okul hem de sahne Çok da kolay olmuyor bunu taşımak ama dediğim gibi manevi tatmini yetiyor bana.
-Müzik dışında başka alanlarda yapmaktan hoşlandığınız faaliyetler neler?
Seyahat etmeyi, değişik yerleri keşfetmeyi seviyorum. Kitap okumak da vazgeçemediğim bir şey. Dostlarımla vakit geçirmek, ev sohbetleri yapmak, evde film izlemek, fırsat buldukça kendimi sahile atmak, bazen da ormanlık alanlarda yürüyüşler yapmaktan çok hoşlanıyorum. Bunlar beni dinlendiriyor, ruhuma iyi geliyor..

-Son olarak takipçilerinize neler söylemek istersiniz?
Çok kısa zaman sonra bir single ile sevenlerimizle buluşacağız. Klip çekimlerimiz de bitti. Şu an montaj aşamasında. Söz ve müziği Emre Aksuya ait bu şarkımızın, aranjörlüğünü ise sevgili Turaç Berkay Özer yaptı. Şarkının adı Zamanla. Gerek aranje gerekse klip gerçekten çok içime sindi. Umarım herkese ulaşır, herkes sever ve dinler. Benim şahsi hissiyatım bu, çalışma hayatımda bir dönüm noktası olacak. Çünkü çok fazla titizlendik. Kayıtların yapılacağı stüdyo, icracılar, mix-mastering gibi konularda ülkemizin en iyi isimleriyle çalıştık. Bu çalışmada emeği geçen herkese özellikle de bu eserin oluşma süreci boyunca hep yanımda olan sevgili menajerim Nilüfer Yavuza sonsuz teşekkür borçluyum. Bugüne kadar beni takip eden, destekleyen moral ve motivasyonumu hep yüksek tutmamı sağlayan herkese sevgilerimi sunuyorum. Sizlere de bu söyleşi için ayrıca teşekkür ediyorum.
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







