DSP MİLLETVEKİLİ ADAYI SARI'DAN AÇIKLAMA...
DSP Zonguldak Milletvekili Adayı Nusret Sarı, Milletvekili ile Milletin Vekili kavramlarının farklı şeyler olduğunu iddia etti.
Haber giriş tarihi : 14-05-2015 | 11 : 52 46
Haber güncelleme tarihi : 14-05-2015 | 11 : 52 46
DSP Zonguldak Milletvekili Adayı Nusret Sarı, Milletvekili ile Milletin Vekili kavramlarının farklı şeyler olduğunu iddia etti.
Demokratik Sol Parti Zonguldak Milletvekili Adayı Nusret Sarı, Millet inim inim ağlarken, asgari ücretle geçinmeye çalışırken, gidip de maaşına zam almak için elini kaldırıyorsan bu milletin vekilliği değildir, milletvekilliğidir. dedi.
Milletvekilliğine değil, Milletin Vekilliğine aday olduğunu ifade eden Sarı yaptığı açıklamada şunları söyledi:
10 Kasım 1953 Sakarya/Karasu doğumluyum. İlk, orta ve lise tahsilimi Karadeniz Ereğlide tamamladım. Erdemirden emekliyim. 26 yıldır Demokratik Sol Partide (DSP) siyasi bir mücadele veriyorum. DSPde Yönetim Kurulu Üyeliği ve Üst Kurul Delegeliği görevlerinde bulundum. İl Genel ve Belediye Meclis Üyeliğine aday oldum. Şu anda partimin Zonguldak Milletvekili Adayıyım.
ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ, BARAJI AŞMAK
Partiler, seçime girmek ve Ülkeyi yönetme adına vardır. Her partinin hedefi iktidar olmaktır, tabii ki bizim de öncelikli hedefimiz iktidar olmak. Ülkenin genel konjonktürü ve bir takım gerçekler gereği, bizim ilk öncelikli hedefimiz yüzde 10 barajını aşmak.
DEVLETİN YENİDEN İNŞA EDİLMESİ GEREKİR
Türkiyenin genel politikalarına bakacak olursak, şu an mevcut iktidar Ülkedeki bütün kurumları yerle yeksan etmiştir. Ondan sonra gelecek iktidarın hakikaten işi çok zor. Çünkü Türkiyenin genleriyle oynandı. Bunları tamir etmek, Ülkenin en az 15-20 senesini alır. Türkiyenin öncelikli konuları, kurumsal, sosyal ve dış politikadır. Kurumsal derken, Türkiyedeki yargı olsun, erkler ayrılığı olsun, tüm bunlar bozuldu. Sosyal anlamda, işsizlik, terör, kadın cinayetleri gibi bunları daha da çoğaltabiliriz. Dış politikada ise Ortadoğudaki komşularımızla sıfır sorun ile yola çıktık ama bugün itibariyle herkesle sorunumuz var. Avrupa ile de sorunlarımız var. Türkiyenin dış politikası iflas etmiştir. Bunların yeniden oturtulması, devletin yeniden inşa edilmesi gerekir.
4 BİN 500 KİŞİ MAĞDUR OLDU
Yerele geldiğimizde ise biliyorsunuz Zonguldak emeğin başkentiydi. Zonguldakın konumunu bilen biri olarak, ekonomik yapının bozulduğunu söyleyebilirim. 1980e kadar emeğin, ekonominin başkenti olan Zonguldak, tabiri caizse yerle yeksan edildi. Zonguldakın içerisinden iki tane vilayet çıkarıldı. Bugün baktığımızda Karabük, Zonguldakı geçti. Nüfus olarak da Ereğli, Zonguldakı geçti. Öncelikle Zonguldakın kalkınması için bir takım yatırımlara gidilmesi lazım. Mevcut kaynakların korunması lazım. 1960lı yıllarda TTKda 65 bin kişi çalışırken, yılda 2,5 milyon ton üretim vardı, bugün maalesef bu yok. Bizim bu madenlere ihtiyacımız varsa, buraları işleteceksek, buraların rehabilite edilip istihdama açılması lazım. Son yapılan özelleştirmelerle birlikte insanlar işlerinden oldular. HEMAda en az 800 kardeşimiz işinden oldu, bunlara ailelerini de eklersek 2 bin 400 kişi yapar. Bunun taşımacısı var, esnafı var, nereden bakarsak yaklaşık 4 bin 500 kişi mağdur oldu. Burada yetişmiş bir insan gücü var, en az 10 yıllık. Eğer bizim kömüre ihtiyacımız varsa, eğer biz bu madenleri çalıştıracaksak, bu insanları TTK bünyesinde değerlendirmemiz lazım.
DEVLETİN TERSANELERE EL ATMASI LAZIM
Ereğlideki tersaneler bölgesi projesi, bizim dönemimizde hazırlanmıştı. Maalesef bu iktidar döneminde, 10 bin civarındaki çalışan sayısı yok sayılacak kadar azaldı. Tuzla ve Yalovada da durum aynı. En azından bunların yeniden rehabilite edilerek hayata geçirilmesi lazım. Bizde ucuz işçilik ve pahalı maliyet var. Adam gelip de burada niye gemi yaptırsın, gidiyor Çinde yaptırıyor. Ucuz işçilikten kaynaklanan bir emek sömürüsü var. Devletin buralara el atması ve bir takım teşvikler vermesi lazım, buraların yeniden hayata geçmesi lazım.
CENAZE KALDIRACAK İNSAN YOK
Erdemire baktığımız da ise yatırımlarını yapmış, yılda 6 milyon ton üretim yapan bir fabrika görüyoruz. Erdemir, siyasilerin yöneticilerle kavgalarından dolayı, şuan Ereğli ile barışık değil. Eskiden, Ereğli Erdemirden gerekli yardımları alıyordu. Ereğli ile Erdemir bir bütündü, herkes birbiri ile barışıktı. Bundan en büyük muzdarip olan esnafımız. Esnafımız kan ağlıyor. Millet eskiden Düzceye giderdi, şimdi oraya da gitmiyor, alım gücü yok, kimsenin iş güvencesi yok. Erdemirin yanında bir takım yan kuruluşlar yok. Benim üzüldüğüm şu, bugün Türkiyedeki bazı sektörler Erdemiri bile geçmiş. Mesela daha düne kadar Karabük Demir Çelik Fabrikasında çalışanlar mağdurdu, şimdi Karabük bizden çok çok daha iyi aşamaya geldi. Ereğlinin sosyal dokusu bozuldu. Bunda Ereğliyi yönetenlerin de suçu var, biz siyasilerin de suçu var. Bizler TSO ile esnaf ile bir araya gelip, Ereğlide daha değişik iş kollarında çözüm üretmemiz lazım. Bizim can alıcı sorunumuz işsizlik, gençlerimiz işsiz. Köylerimizde cenaze kaldıracak insan yok. Herkes gurbete gitmiş, yarı aç yarı tok, karın tokluğuna çalışıyorlar. Eksiden Zonguldak göç alan bir şehir iken şimdi göç veren bir şehir oldu.
MİLLETVEKİLLİĞİNE DEĞİL, MİLLETİN VEKİLLİĞİNE ADAYIM
Ben bir söylem çıkardım, ben diyorum ki Milletin vekilliğine adayım; Milletvekili adayı değilim. Mevcut Milletvekili Adaylarının içerisinde hakikaten çok değerli arkadaşlar var, onları tenzih ediyorum ama şunu söylemek istiyorum; ben partimin adayı olduğum kadar tüm milletin vekilliğine adayım. Benim seçilmek veya seçilmemek gibi bir kaygım yok. Eğer ben milletin vekilliğine adaysam, milletim adına mücadele etmem lazım. Milletvekilliği, Mecliste her şeye parmak indirip kaldırmak değildir. Doğruya kaldıracaksın, yanlışa itiraz edeceksin. Millet inim inim ağlarken, asgari ücretle geçinmeye çalışırken, gidip de maaşına zam almak için elini kaldırıyorsan bu milletin vekilliği değildir, milletvekilliğidir.
VERGİLER YÜKSEK, KAYNAK VAR
Bugün Ülkede 30 milyon insan, sosyal fondan yardım alıyor. Bunun 17 milyonu direkt nakdi ve ayni, 13 milyonu da dolaylı yoldan yardım alıyor. Ben gelirsem bu yardımları iki katına çıkaracağım demek, doğru bir söylem değildir. İyileştireceğinizi söyleyebilirsiniz ama iki katına çıkaracağını söylemek insanları tembelliğe alıştırır. Bizim hükümetimizde, Ereğlide sosyal fondan yardım alan sayısı 300dü, şimdi 10 binin üzerinde. Çözüm üretmek lazım, Bir tabir vardır, insanalar balık yemeyi değil tutmayı öğreteceksin.
Bu ülkede stopaj oranları çok yüksek, işyeri açıp istihdam ve katma değer yaratan emekliden kesinti yapılıyor. Herkes vergi kaçırıyor. Siyasi partinin stopajı olur mu? Biz bundan mağdur olduk. Yüzde 18 ile yüzde 25 arasındaki değişen oranlarda stopaj olmaz, bunu makul seviyeye indireceksin ki kimse vergi kaçırmasın. Bunlar düzeltilemeyecek şeyler değil. Kaynak deniliyor. Zorunlu deprem sigortası, 99 depreminden sonra bizim hükümet döneminde çıkarıldı. Kimse yaptırmakta zorunlu değildi ama şimdi zorunlu hale geldi. Örneğin siz mülkünüzü kiraya verdiğiniz zaman Belediye Mal sahibinden deprem sigortasını yaptır da gel diyor. Zorunlu hale geldi. Bu bir kaynak mı? Kaynak. Sayın Kılıçdaroğlu, 2 maaş ikramiye diyor. Verilebilir mi? Verilir. Asgari ücret düzeltilebilir mi? Düzeltilir. Kaynak var mı? Var. Bu ülkenin kaynakları var. Yeter ki yerinde kullanılsın. Sen Saraya ve uçaklara kaynak buluyorsun. Bulursun. Kaynak nerede? Cebimizde. Nedir o? Ehliyet. Bu ülkede en az 30 milyon ehliyet var. Araçların fenni muayenesinden asgari 200 TL alınıyor. Eskiden ehliyetlerde vize işlemi vardı. Bu bir kaynaktı. Bana ehliyeti veriyorsun, neden beni 3 senede bir ehliyetle ilgili sağlık kontrolüne çağırmıyorsun? Diyeceksin ki senin ehliyetini 3 senede bir vize yapacağım, bunun yanında seni sağlık kontrolünden geçireceğim. Al sana kaynak. Nereden bakarsanız bakın birkaç katrilyonluk kaynak. Bunu kimse cesaret edip söylemiyor. Bu bir gasp değil, olması gereken şey. Hem trafikteki sürüş ehemmiyetini sağlıyorsun hem de devlete kaynak sağlıyorsun.
MİLLİ BAKİYE SİSTEMİ OLMASI LAZIM
Biz şu an sahaya çıkmıyoruz. Sahaya çıkanlar, lütfen kendi kalelerine gol atmasınlar. Bir de bizim üzerimizden siyaset yapmasınlar. Yani köylere gidip de onlar zaten yapmıyorlar, bizimle hareket edin gibi şeyler duymayalım. Sahaya çıkmama nedenimiz biraz da ekonomik. Ben millete ne anlatacağım, palavra mı sıkacağım, Türkiyenin gerçekleri belli. Beni tanıyan tanıyor, 52 yıldır Ereğlide yaşıyorum. Ben köyleri çok dolaştım, hepsine selam olsun benden. Ben de varım. Ben varım ama benim de gücüm bu. Bugün temsilde adalet olduğunu düşünmüyorum. Seçim barajı düşürülse, kimse gidip o yana bu yana oyunu vermez, herkes kendi partisine oy verir. Bana göre Milli Bakiye sistemi olması lazım. Milli Bakiye, 1960dan önce vardı. İşçi Partisi, bu sistemle Meclise girmişti. Baraj, yüzde 3te olabilir, sıfır da olabilir. Yani herkes temsil edilsin. 100 kişi de Mecliste temsil edilmeli, 100 bin kişi de temsil edilmeli. Biz burada seçime tek şemsiye altında girelim dedik. Ama maalesef arkadaşlar böyle bir yol tercih ettiler. Hayırlı olsun. Umarım, inşallah başarılı olurlar ama olamazlarsa şapkalarını alıp önlerine koysunlar. Bizim kimseye karşı düşmanlığımız yok, kimse için de kötü konuşmayız. Siz, eğer solun bütün renklerini kucaklayamıyorsanız, o zaman siz günü kurtarma politikası yapıyorsunuz. Biz birbirimizi kucaklamak zorundayız, yoksa başarılı olamayız. Halkımız ne eylerse güzel eyler, herkes sandığa gitsin oyunu kullansın. Kim kime vermek istiyorsa versin. Seçimlerin, Ülkemize, Zonguldakımıza ve Ereğlimize hayırlı olmasını diliyorum.
Demokratik Sol Parti Zonguldak Milletvekili Adayı Nusret Sarı, Millet inim inim ağlarken, asgari ücretle geçinmeye çalışırken, gidip de maaşına zam almak için elini kaldırıyorsan bu milletin vekilliği değildir, milletvekilliğidir. dedi.
Milletvekilliğine değil, Milletin Vekilliğine aday olduğunu ifade eden Sarı yaptığı açıklamada şunları söyledi:
10 Kasım 1953 Sakarya/Karasu doğumluyum. İlk, orta ve lise tahsilimi Karadeniz Ereğlide tamamladım. Erdemirden emekliyim. 26 yıldır Demokratik Sol Partide (DSP) siyasi bir mücadele veriyorum. DSPde Yönetim Kurulu Üyeliği ve Üst Kurul Delegeliği görevlerinde bulundum. İl Genel ve Belediye Meclis Üyeliğine aday oldum. Şu anda partimin Zonguldak Milletvekili Adayıyım.
ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ, BARAJI AŞMAK
Partiler, seçime girmek ve Ülkeyi yönetme adına vardır. Her partinin hedefi iktidar olmaktır, tabii ki bizim de öncelikli hedefimiz iktidar olmak. Ülkenin genel konjonktürü ve bir takım gerçekler gereği, bizim ilk öncelikli hedefimiz yüzde 10 barajını aşmak.
DEVLETİN YENİDEN İNŞA EDİLMESİ GEREKİR
Türkiyenin genel politikalarına bakacak olursak, şu an mevcut iktidar Ülkedeki bütün kurumları yerle yeksan etmiştir. Ondan sonra gelecek iktidarın hakikaten işi çok zor. Çünkü Türkiyenin genleriyle oynandı. Bunları tamir etmek, Ülkenin en az 15-20 senesini alır. Türkiyenin öncelikli konuları, kurumsal, sosyal ve dış politikadır. Kurumsal derken, Türkiyedeki yargı olsun, erkler ayrılığı olsun, tüm bunlar bozuldu. Sosyal anlamda, işsizlik, terör, kadın cinayetleri gibi bunları daha da çoğaltabiliriz. Dış politikada ise Ortadoğudaki komşularımızla sıfır sorun ile yola çıktık ama bugün itibariyle herkesle sorunumuz var. Avrupa ile de sorunlarımız var. Türkiyenin dış politikası iflas etmiştir. Bunların yeniden oturtulması, devletin yeniden inşa edilmesi gerekir.
4 BİN 500 KİŞİ MAĞDUR OLDU
Yerele geldiğimizde ise biliyorsunuz Zonguldak emeğin başkentiydi. Zonguldakın konumunu bilen biri olarak, ekonomik yapının bozulduğunu söyleyebilirim. 1980e kadar emeğin, ekonominin başkenti olan Zonguldak, tabiri caizse yerle yeksan edildi. Zonguldakın içerisinden iki tane vilayet çıkarıldı. Bugün baktığımızda Karabük, Zonguldakı geçti. Nüfus olarak da Ereğli, Zonguldakı geçti. Öncelikle Zonguldakın kalkınması için bir takım yatırımlara gidilmesi lazım. Mevcut kaynakların korunması lazım. 1960lı yıllarda TTKda 65 bin kişi çalışırken, yılda 2,5 milyon ton üretim vardı, bugün maalesef bu yok. Bizim bu madenlere ihtiyacımız varsa, buraları işleteceksek, buraların rehabilite edilip istihdama açılması lazım. Son yapılan özelleştirmelerle birlikte insanlar işlerinden oldular. HEMAda en az 800 kardeşimiz işinden oldu, bunlara ailelerini de eklersek 2 bin 400 kişi yapar. Bunun taşımacısı var, esnafı var, nereden bakarsak yaklaşık 4 bin 500 kişi mağdur oldu. Burada yetişmiş bir insan gücü var, en az 10 yıllık. Eğer bizim kömüre ihtiyacımız varsa, eğer biz bu madenleri çalıştıracaksak, bu insanları TTK bünyesinde değerlendirmemiz lazım.
DEVLETİN TERSANELERE EL ATMASI LAZIM
Ereğlideki tersaneler bölgesi projesi, bizim dönemimizde hazırlanmıştı. Maalesef bu iktidar döneminde, 10 bin civarındaki çalışan sayısı yok sayılacak kadar azaldı. Tuzla ve Yalovada da durum aynı. En azından bunların yeniden rehabilite edilerek hayata geçirilmesi lazım. Bizde ucuz işçilik ve pahalı maliyet var. Adam gelip de burada niye gemi yaptırsın, gidiyor Çinde yaptırıyor. Ucuz işçilikten kaynaklanan bir emek sömürüsü var. Devletin buralara el atması ve bir takım teşvikler vermesi lazım, buraların yeniden hayata geçmesi lazım.
CENAZE KALDIRACAK İNSAN YOK
Erdemire baktığımız da ise yatırımlarını yapmış, yılda 6 milyon ton üretim yapan bir fabrika görüyoruz. Erdemir, siyasilerin yöneticilerle kavgalarından dolayı, şuan Ereğli ile barışık değil. Eskiden, Ereğli Erdemirden gerekli yardımları alıyordu. Ereğli ile Erdemir bir bütündü, herkes birbiri ile barışıktı. Bundan en büyük muzdarip olan esnafımız. Esnafımız kan ağlıyor. Millet eskiden Düzceye giderdi, şimdi oraya da gitmiyor, alım gücü yok, kimsenin iş güvencesi yok. Erdemirin yanında bir takım yan kuruluşlar yok. Benim üzüldüğüm şu, bugün Türkiyedeki bazı sektörler Erdemiri bile geçmiş. Mesela daha düne kadar Karabük Demir Çelik Fabrikasında çalışanlar mağdurdu, şimdi Karabük bizden çok çok daha iyi aşamaya geldi. Ereğlinin sosyal dokusu bozuldu. Bunda Ereğliyi yönetenlerin de suçu var, biz siyasilerin de suçu var. Bizler TSO ile esnaf ile bir araya gelip, Ereğlide daha değişik iş kollarında çözüm üretmemiz lazım. Bizim can alıcı sorunumuz işsizlik, gençlerimiz işsiz. Köylerimizde cenaze kaldıracak insan yok. Herkes gurbete gitmiş, yarı aç yarı tok, karın tokluğuna çalışıyorlar. Eksiden Zonguldak göç alan bir şehir iken şimdi göç veren bir şehir oldu.
MİLLETVEKİLLİĞİNE DEĞİL, MİLLETİN VEKİLLİĞİNE ADAYIM
Ben bir söylem çıkardım, ben diyorum ki Milletin vekilliğine adayım; Milletvekili adayı değilim. Mevcut Milletvekili Adaylarının içerisinde hakikaten çok değerli arkadaşlar var, onları tenzih ediyorum ama şunu söylemek istiyorum; ben partimin adayı olduğum kadar tüm milletin vekilliğine adayım. Benim seçilmek veya seçilmemek gibi bir kaygım yok. Eğer ben milletin vekilliğine adaysam, milletim adına mücadele etmem lazım. Milletvekilliği, Mecliste her şeye parmak indirip kaldırmak değildir. Doğruya kaldıracaksın, yanlışa itiraz edeceksin. Millet inim inim ağlarken, asgari ücretle geçinmeye çalışırken, gidip de maaşına zam almak için elini kaldırıyorsan bu milletin vekilliği değildir, milletvekilliğidir.
VERGİLER YÜKSEK, KAYNAK VAR
Bugün Ülkede 30 milyon insan, sosyal fondan yardım alıyor. Bunun 17 milyonu direkt nakdi ve ayni, 13 milyonu da dolaylı yoldan yardım alıyor. Ben gelirsem bu yardımları iki katına çıkaracağım demek, doğru bir söylem değildir. İyileştireceğinizi söyleyebilirsiniz ama iki katına çıkaracağını söylemek insanları tembelliğe alıştırır. Bizim hükümetimizde, Ereğlide sosyal fondan yardım alan sayısı 300dü, şimdi 10 binin üzerinde. Çözüm üretmek lazım, Bir tabir vardır, insanalar balık yemeyi değil tutmayı öğreteceksin.
Bu ülkede stopaj oranları çok yüksek, işyeri açıp istihdam ve katma değer yaratan emekliden kesinti yapılıyor. Herkes vergi kaçırıyor. Siyasi partinin stopajı olur mu? Biz bundan mağdur olduk. Yüzde 18 ile yüzde 25 arasındaki değişen oranlarda stopaj olmaz, bunu makul seviyeye indireceksin ki kimse vergi kaçırmasın. Bunlar düzeltilemeyecek şeyler değil. Kaynak deniliyor. Zorunlu deprem sigortası, 99 depreminden sonra bizim hükümet döneminde çıkarıldı. Kimse yaptırmakta zorunlu değildi ama şimdi zorunlu hale geldi. Örneğin siz mülkünüzü kiraya verdiğiniz zaman Belediye Mal sahibinden deprem sigortasını yaptır da gel diyor. Zorunlu hale geldi. Bu bir kaynak mı? Kaynak. Sayın Kılıçdaroğlu, 2 maaş ikramiye diyor. Verilebilir mi? Verilir. Asgari ücret düzeltilebilir mi? Düzeltilir. Kaynak var mı? Var. Bu ülkenin kaynakları var. Yeter ki yerinde kullanılsın. Sen Saraya ve uçaklara kaynak buluyorsun. Bulursun. Kaynak nerede? Cebimizde. Nedir o? Ehliyet. Bu ülkede en az 30 milyon ehliyet var. Araçların fenni muayenesinden asgari 200 TL alınıyor. Eskiden ehliyetlerde vize işlemi vardı. Bu bir kaynaktı. Bana ehliyeti veriyorsun, neden beni 3 senede bir ehliyetle ilgili sağlık kontrolüne çağırmıyorsun? Diyeceksin ki senin ehliyetini 3 senede bir vize yapacağım, bunun yanında seni sağlık kontrolünden geçireceğim. Al sana kaynak. Nereden bakarsanız bakın birkaç katrilyonluk kaynak. Bunu kimse cesaret edip söylemiyor. Bu bir gasp değil, olması gereken şey. Hem trafikteki sürüş ehemmiyetini sağlıyorsun hem de devlete kaynak sağlıyorsun.
MİLLİ BAKİYE SİSTEMİ OLMASI LAZIM
Biz şu an sahaya çıkmıyoruz. Sahaya çıkanlar, lütfen kendi kalelerine gol atmasınlar. Bir de bizim üzerimizden siyaset yapmasınlar. Yani köylere gidip de onlar zaten yapmıyorlar, bizimle hareket edin gibi şeyler duymayalım. Sahaya çıkmama nedenimiz biraz da ekonomik. Ben millete ne anlatacağım, palavra mı sıkacağım, Türkiyenin gerçekleri belli. Beni tanıyan tanıyor, 52 yıldır Ereğlide yaşıyorum. Ben köyleri çok dolaştım, hepsine selam olsun benden. Ben de varım. Ben varım ama benim de gücüm bu. Bugün temsilde adalet olduğunu düşünmüyorum. Seçim barajı düşürülse, kimse gidip o yana bu yana oyunu vermez, herkes kendi partisine oy verir. Bana göre Milli Bakiye sistemi olması lazım. Milli Bakiye, 1960dan önce vardı. İşçi Partisi, bu sistemle Meclise girmişti. Baraj, yüzde 3te olabilir, sıfır da olabilir. Yani herkes temsil edilsin. 100 kişi de Mecliste temsil edilmeli, 100 bin kişi de temsil edilmeli. Biz burada seçime tek şemsiye altında girelim dedik. Ama maalesef arkadaşlar böyle bir yol tercih ettiler. Hayırlı olsun. Umarım, inşallah başarılı olurlar ama olamazlarsa şapkalarını alıp önlerine koysunlar. Bizim kimseye karşı düşmanlığımız yok, kimse için de kötü konuşmayız. Siz, eğer solun bütün renklerini kucaklayamıyorsanız, o zaman siz günü kurtarma politikası yapıyorsunuz. Biz birbirimizi kucaklamak zorundayız, yoksa başarılı olamayız. Halkımız ne eylerse güzel eyler, herkes sandığa gitsin oyunu kullansın. Kim kime vermek istiyorsa versin. Seçimlerin, Ülkemize, Zonguldakımıza ve Ereğlimize hayırlı olmasını diliyorum.
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







