Haber giriş tarihi : 09-08-2016 | 21 : 50 40
Haber güncelleme tarihi : 09-08-2016 | 21 : 50 40
Darbenin önünde; dinciler, Siyasal İslamcı Fethullah Gülen Cemaati ve onun aklı küçük yaşta ipotek altına alınmış ordusu vardı. Bu darbe girişiminin esas hedefi; Türkiye Cumhuriyetinin kurucu ideolojisi ve Türk Silahlı Kuvvetleri idi. Cumhuriyet tarihimizin geçmiş darbelerine de hiç mi hiç benzemiyordu. Çünkü; geçmiş darbelerin hepsinin, darbeyi yapanlar açısından esas hedefi siyasal iktidardı.
Gülen Cemaatinin serüveni, Soğuk Savaş yıllarına kadar gider. Sosyalizme karşı dinci akımların desteklenmesi, küresel bir projeydi. Sovyetler Birliğini çevrelemek, istikrarsızlaştırmak ve çökertmek için; Türkiyenin de bulunduğu yeşil kuşakta dincilik ve bu kapsamda da cemaatler, olabildiğince desteklendi. Gülen Cemaati ise, bunların içinde en başarılı olanı ve 15 Temmuzda darbe girişimi yapabilecek hale gelebileniydi! Yoksa, yoktu aslında kafa yapısı olarak birbirlerinden farkları!
KAÇSAK, KAPISINA DAYANMAZDIK!
Peki, darbenin arkasında kim vardı? Bu konuda iddialar muhtelif. Kimisi CIA, kimisi MOSSAD,kimisi ise CIA, MOSSAD ve MI-6 beraberce yaptı diyor. Bazıları da; Madem darbe sonrası durum Cumhurbaşkanı Erdoğanın güçlenmesine ve kazanmasına yaradı, o zaman darbenin arkasında o var demeye getiriyordu.
2010da, Deniz Harp Okulu Komutanı iken, istifa ederek mesleğimden ayrıldım. İstifa etmemin sebebi; cansiperane mücadelemi takdir etmeyen, arkamda durmayan, hatta bana dost ateşi açan komutanlarımdı. Amacım kaçmak değil, daha iyi mücadele etmekti. Kaçmak olsaydı; yazmaz, Türkiye dahil tüm dünyayı dolaşarak konferanslarda bu konuları anlatmaz vePensilvanyanın kapısına hesap sormak için dayanmazdık!
Tüm kumpas davalarını yakından izliyordum. Hatta aileler sorardı; Ne zaman biter ve tahliye olurlar? diye. Üzülerek doğrusunu söylerdim; Bu davaların hukukla ilgisi yok, önde Cemaat, arkada emperyalizm var. Geriye dönülemez eşik geçilmeden asla bırakmazlar derdim. Hatta birçok kez; Topluca savunma yapmamaları ve mahkemeyi tanımamaları lazım. Çünkü ülkemizde bugün hukuk; emperyalizmin Türkiye Cumhuriyetine ve onun koruyucusu Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı sürdürdüğü 4. Nesil Savaşın bir enstrümanıdır. Buna karşı mücadele, onu yok sayarak ve tanımayarak olur demiştim. Pek inandırıcı bulunmamıştı o gün sözlerimiz!
YAZMAZLAR, YAZAMAZLAR DEMİŞTİM!
O günlerde, Balyoz sanıklarının ailelerinden birisi bana geldi. Yaşadıklarımızı ve arka planını en iyi sen anlatıyorsun. Amerikalı bir gazeteci var; yazıları The New York Times ve The Washington Post gazetelerinde çıkıyor. Onunla mülakat yapar mısın? Bu sayede; dış dünya da Türkiyede yapılan hukuk rezaletini görür ve Türkiyeye baskı yapar dedi. Ben de kendisine; Bu rezaleti Amerika biliyor, bu işin arkasında onlar var, yazmazlar, yazamazlardemiştim. Israr edince, kabul etmek zorunda kaldım. Aksi taktirde; korkup kaçmış durumuna düşerdim.
Mülakat yapmamı istedikleri Amerikalı gazeteci; Claire Berlinski idi. Bağdat Caddesinde bir kafede buluştuk. Sanırım, en az 3 saat konuştuk. Her şeyi, en ufak detayına kadar anlattım. Tabii ki büyük resmin içinde ABDnin sorumluluğunu da! Anlattıklarımdan pek hoşlanmamıştı. Tahmin edebileceğiniz gibi; anlattıklarımı yazmadı, yazamadı, bir bölümü ile yazdıysa bile, yayınlamadılar. Sadece kendi blog sitesinde, benimle konuştuğundan ve anlattıklarım karşısında moralinin bozulduğundan kısaca bahsetti.
AMERİKAN HALKINA MEKTUBUMDUR!
4 Temmuz 2013de, Amerikan Halkına Mektubumdur başlıklı bir yazı yazdım. Yazıda;Ergenekon ve Balyoz gibi gayri hukuki kumpas operasyonlarının arkasında ABDnin olduğunu,Suriyedeki vekalet savaşını desteklediklerini, Amerikan politikalarının dünya ve bölge barışını nasıl tehdit ettiğini anlattım.
Bu yazım; Amerikada yaşayan Türk Toplumu tarafından çok beğenilmişti. 45 yıldır Amerikada yaşayan ama geçtiğimiz ay rahmetli olan büyüğüm ve dostum Şadi Dinleç; yazıyı İngilizceyeçevirdi ve çeşitli medya kurumlarına gönderdi ama çok azı yayınladı. Bu yazımı, halenTürkiyede yaşayan ve West Pointden (ABD Kara Harp Okulu) mezun olan Jim Ryan benden müsaade isteyerek, Pentagonda görev yapan tüm amiral ve generallere gönderdi. Ama, hiç yanıt veren olmadı. Yazdıklarıma hak vermişlerdi vermesine ama; proje büyüktü, insani olarak yapabilecekleri bir şey yoktu, susmak zorundaydılar.
DELİ GÖMLEĞİ
Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yapılan itibarsızlaştırma operasyonlarının ve Ergenekon ve Balyoz gibi hukuk görünümlü kumpasların önünde Cemaat vardı ama, arkasındaki ABD idi. O gün için işbirliği yaptıkları AKPnin ve açılımların önünü açmak için ihtiyaç duymuşlardı. ÇünküTürkiye Cumhuriyeti; başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, Büyük Ortadoğu Projesikapsamında, kendisine giydirilmek istenen deli gömleğini giymek istemiyordu! İşte, operasyonlar ve kumpaslar bunun için yapıldı.
Evet, 15 Temmuz Darbe Girişiminin de arkasında ABD vardı. Esasında, suçüstü yakalanmışlardı. Ergenekon ve Balyoz gibi kumpas operasyonlarında içeri atılan general ve amirallere sahip çıkmadıkları halde, darbenin içinde yer alan general ve amirallere sahibiyet gösterdiler.
KUMPASA VE DARBEYE DESTEK
CENTCOM (ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı) Komutanı Orgeneral Joseph Votel; Yakın işbirliği içinde olduğumuz birçok askeri yetkili şu an hapiste. Birlikte yürüttüğümüz operasyonları etkileyeceğinden kaygılanıyorum dedi. Ayrıca, ABD Ulusal İstihbarat Direktörüolan E. General James Clapper; TSK içindeki temizlik, IŞİD ile mücadeleyi zorlaştıracaktır. Muhataplarımızın birçoğu görevinden uzaklaştırıldı ya da tutuklandı. Bunun, Türklerle yürüttüğümüz işbirliğini zayıflatacağı şüphe götürmez diye açıklama yaptı. Yani kumpas operasyonlarına maruz kalanlara gösterilmeyen destek, halkın üzerine ateş açan darbecilere gösteriliyordu!
Darbe sırasında ve hemen sonrasında ABD, gerçekten sessiz kaldı. Rusya ve İran ise; hemen darbeye karşı tavır aldı ve hükümeti destekledi. Şu anda Batıda, darbenin arkasındaErdoğanın olduğu yaygın olarak yazılıyor, esas darbeyi Erdoğannın yaptığı söyleniyor. Hatta;Hitler, Nazi ve Reichstag yangını benzetmeleri bile yapılıyor!
PERŞEMBE GÜNÜ HAMBURGDAYIZ!
Gelecek yazımızda; Darbe girişimi sonucunda kimler kazandı, kimler kaybetti konuları üzerinde duracağız ve Amerikan Halkına Mektubumdur başlıklı yazımızı dikkatinize sunacağız.
Perşembe Günü (11 Ağustos 2016); ADDnin davetlisi olarak, Hamburgda olacağız ve darbe girişimini ve arka planını anlatmaya çalışacağız.
Saygılar sunarım.
Türker Ertürk
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







