CKD: ?Başbakan özel yaşama müdahale ediyor?
Cumhuriyet Kadınları Derneği, Başbakan Erdoğan?ın kürtaj açıklamasını ?Özel yaşama müdahale? olarak değerlendirdi.
Haber giriş tarihi : 28-05-2012 | 13 : 34 00
Haber güncelleme tarihi : 28-05-2012 | 13 : 34 00
Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Başbakan Erdoğan?ın kürtaja karşı çıkmasını eleştirdi.
CKD Genel Başkanı Şenal Sarıhan?ın konuyla ilgili basın açıklamasını Ereğli Şube Başkanı Öznur Özkök basına gönderdi.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
?Başbakan," önce" BM Nüfus Fonu tarafından düzenlenmiş olan konferansta, ardından da partisinin kadın kollarının genel kurulunda yapmış olduğu konuşmalarla ? Kürtajın bir cinayet olduğunu? iddia etmiştir. Kürtajla birlikte sezeryana da karşı olduğunu ifade eden Başbakan bu konuşmaları ile, bütün bir toplumu cinayet gibi ağır bir suçla tehdit etmektedir. Başbakan olarak sahip olduğu yetki ve" üslubu nedeni ile" bu açıklamaları, sıradan bir görüş açıklaması olarak" değerlendirilemez." Başbakan, açıkça , yurttaşların özel yaşamına müdahale etmektedir. Çocuk sahibi olmak ya da olmamak bireylerin kendi tercihleridir. Doğurganlığı konusunda karar vermek ise; kadının temel insan haklarından biridir. Bu hakkın kullanılmasının sınırı;" kadının sağlığı" ve doğacak çocuk ve onu izleyecek nesiller için olabilecek ağır maluliyet gözetilerek belirlenir. Bu konuda hukuk sistemimiz," ceninin yaşama hakkını da gözeterek, rahmin tahliyesine, gebeliğin 10. haftasına dek izin vermiştir. Bu da ancak kadının isteği ve sağlığı açısından tıbbi sakınca olmaması halinde olanaklıdır. Bu sürenin dışında ancak, yaşamsal tehlike ve gelecek için ağır maluliyet oluşacaksa" kürtaja karar verebilecektir. Uluslararası hukuk, kürtaj için" kadının tıbbi olarak zarar görmeyeceği süreyi 3 ay olarak belirlemiştir. Hukuk, öncelikle annenin yaşama hakkını önemsemektedir. Cenin için ise; beynin gelişimini tamamladığı süre dikkate alınmaktadır. İnsanın yaşamının bu denli değerli olduğu açıkken anne ile cenin arasında, ancak tıp biliminin karar vereceği bir noktada Başbakan?ın hangi bilimsel verilere dayandığı merak konusudur. Başbakan, özel alanımıza bedenlerimize, çocuklarımıza müdahale etmekten vazgeçmelidir. Getirdiği yasalarla zaten yaşamı çekilmez kılmıştır. Toplu sözleşme ve grev hakkını elinden aldığı kamu çalışanlarına üç çocuk önermiş ama % 3 zamla onları" hem açlığa hem de hak arayamamaya mahkum etmiştir. Getirdiği 4+4+4 düzenlemeleri ile" çocuklarımızın geleceğini karartmış, yasakladığı bayramlarla" toplumu belleksiz kılmaya çalışmıştır. Kürtaj konusunun birdenbire neden ortaya atıldığının yanıtını ise Sağlık Bakanı Recep Akdağ hemen vermiştir: Kürtaj ve sezeryanda yeni düzenlemeler yapılacaktır. AKP, 2005?te yürürlüğe giren" TCY" çalışmaları" sırasında gündeme getirdiği önerisini bugün yeniden önümüze sürmeye hazırlanmaktadır. Kadınlar olarak, o gün gösterdiğimiz karşı çıkışa bugün de devam edeceğiz. Bugün ?Her kürtaj bir Uludere?dir? diyen Başbakan? a ise şunu söylemek isteriz. AKP?nin her yeni yasası, yeni Uludere?dir.?
CKD Genel Başkanı Şenal Sarıhan?ın konuyla ilgili basın açıklamasını Ereğli Şube Başkanı Öznur Özkök basına gönderdi.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
?Başbakan," önce" BM Nüfus Fonu tarafından düzenlenmiş olan konferansta, ardından da partisinin kadın kollarının genel kurulunda yapmış olduğu konuşmalarla ? Kürtajın bir cinayet olduğunu? iddia etmiştir. Kürtajla birlikte sezeryana da karşı olduğunu ifade eden Başbakan bu konuşmaları ile, bütün bir toplumu cinayet gibi ağır bir suçla tehdit etmektedir. Başbakan olarak sahip olduğu yetki ve" üslubu nedeni ile" bu açıklamaları, sıradan bir görüş açıklaması olarak" değerlendirilemez." Başbakan, açıkça , yurttaşların özel yaşamına müdahale etmektedir. Çocuk sahibi olmak ya da olmamak bireylerin kendi tercihleridir. Doğurganlığı konusunda karar vermek ise; kadının temel insan haklarından biridir. Bu hakkın kullanılmasının sınırı;" kadının sağlığı" ve doğacak çocuk ve onu izleyecek nesiller için olabilecek ağır maluliyet gözetilerek belirlenir. Bu konuda hukuk sistemimiz," ceninin yaşama hakkını da gözeterek, rahmin tahliyesine, gebeliğin 10. haftasına dek izin vermiştir. Bu da ancak kadının isteği ve sağlığı açısından tıbbi sakınca olmaması halinde olanaklıdır. Bu sürenin dışında ancak, yaşamsal tehlike ve gelecek için ağır maluliyet oluşacaksa" kürtaja karar verebilecektir. Uluslararası hukuk, kürtaj için" kadının tıbbi olarak zarar görmeyeceği süreyi 3 ay olarak belirlemiştir. Hukuk, öncelikle annenin yaşama hakkını önemsemektedir. Cenin için ise; beynin gelişimini tamamladığı süre dikkate alınmaktadır. İnsanın yaşamının bu denli değerli olduğu açıkken anne ile cenin arasında, ancak tıp biliminin karar vereceği bir noktada Başbakan?ın hangi bilimsel verilere dayandığı merak konusudur. Başbakan, özel alanımıza bedenlerimize, çocuklarımıza müdahale etmekten vazgeçmelidir. Getirdiği yasalarla zaten yaşamı çekilmez kılmıştır. Toplu sözleşme ve grev hakkını elinden aldığı kamu çalışanlarına üç çocuk önermiş ama % 3 zamla onları" hem açlığa hem de hak arayamamaya mahkum etmiştir. Getirdiği 4+4+4 düzenlemeleri ile" çocuklarımızın geleceğini karartmış, yasakladığı bayramlarla" toplumu belleksiz kılmaya çalışmıştır. Kürtaj konusunun birdenbire neden ortaya atıldığının yanıtını ise Sağlık Bakanı Recep Akdağ hemen vermiştir: Kürtaj ve sezeryanda yeni düzenlemeler yapılacaktır. AKP, 2005?te yürürlüğe giren" TCY" çalışmaları" sırasında gündeme getirdiği önerisini bugün yeniden önümüze sürmeye hazırlanmaktadır. Kadınlar olarak, o gün gösterdiğimiz karşı çıkışa bugün de devam edeceğiz. Bugün ?Her kürtaj bir Uludere?dir? diyen Başbakan? a ise şunu söylemek isteriz. AKP?nin her yeni yasası, yeni Uludere?dir.?
Haber :







