Haber giriş tarihi : 09-01-2016 | 05 : 31 55
Haber güncelleme tarihi : 09-01-2016 | 05 : 31 55
TGC ve TGSnin düzenlediği 10 Ocak Çalışan Gazetecinin Sorunları ve Basın Özgürlüğü başlıklı toplantıda basının içinde bulunduğu ağır tablo gözler önüne serildi.
TGC Başkanı Turgay Olcayto, gazetecilerin tutuklandığı, gözaltına alındığı, işsiz bırakıldığı bir dönemde bayramdan söz etmenin mümkün olmadığını belirterek 10 Ocakı Basın Bayramı olarak değil mücadele günü olarak görüyoruz dedi.
İSTANBUL -Türkiyenin en yaygın meslek örgütü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ile birlikte Cemiyetin Burhan Felek Konferans Salonunda 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle bir toplantı düzenledi. Toplantının açılışını yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, 10 Ocakta 1961de 212 sayılı basın yasasının yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, 10 Ocak 1961, geniş haklar elde ettiğimiz bir gün. O dönemde gazeteciler anlamlı eylemlere imza atmış. Örneğin patronlar 3 gün gazete çıkarmama eylemi yapmış. Sonrasında da sendikanın öncülüğünde çalışanlar el birliğiyle gazete çıkarmışlar. Şimdi ise dayanışma yok. 2016ya geldiğimizde yasamızla elde ettiğimiz hakları kullanma açısından ciddi sorunlar yaşıyoruz dedi.
TGC BAŞKANI: GERÇEKLER YAZILAMIYOR
Toplantıda ilk sözü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ( TGC) Başkanı Turgay Olcayto aldı. Olcayto,konuşmasındaşunları söyledi:
Gazeteciler üzerinde 2008 yılında beri başlayan yoğun bir baskı var. Türkiyede gazetecilerin hapse atılması ayıbı bir türlü bitmiyor. Çağdaş ülkelerde, bir gazetecinin bile hapiste olması problemdir, tartışılır, günlerce konuşulur. Bizde 30 gazeteci içerde ama kamuoyunun ilgisini çekmiyor. Gazeteciler olarak bizlere haklar hep yukarıdan verilmiş. Kendi çabamızda bir şeyler yapıp hak elde edememişiz. Bir mücadele vererek hak elde etmiş olsaydık o zaman o hak çok değerli olurdu. Hazır verildiği zaman o hakkı çok umursamıyorsunuz bir süre sonra unutuyorsunuz. Bugüne baktığımızda da iktidar ağızlı bir basın var. Tek parti döneminde Türk Basın Birliğinin istemediği gazeteci, gazetecilik yapamazdı. 1946da demokrasiye adım attığımızda cemiyetler kuruldu. 1961de 212 yasa çıktı. 212li yasa; peşin maaş almayı, tazminat almayı, toplu sözleşme yapılması gibi belirli bir takım güvenceler sağladı. 212 sayılı yasa bugün hala çalışan gazetecilerin en büyük güvencesidir. Bugün gazeteciler arasında büyük bir bölünme var. Dağınıklık var. Ne kadar bölünük olduğumuzu, ne kadar bizi araçsallaştırdıklarıyla görebiliriz. 5 Sendika var ve sadece yüzde 3,5. 30 meslektaşımız cezaevinde. Bugün gazeteler küçülüyoruz diyerek gazeteci işten çıkartıyor. Güneydoğuda gazeteciler mesleklerini yaparken çeşitli güçlüklerle karşılaşıyorlar. Örgüt propagandası yapmak, cumhurbaşkanına hakaret etmek suçlamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Haberler karartılıyor. Haber yasaklanıyor. Haber olarak yazılamayan haberler peşinde koşuyoruz. 10 Ocak, çok kısa bir süre önce sevinçle bayram olarak kutlanan bir gündü. Bugün ise 212nin çok az kullanıldığı, çeşitli şekillerde yok edildiği bir gün yaşanıyor.
UĞUR GÜÇ: GAZETECİLİK İLERLEMEK YERİNE GERİLEDİ
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Uğur Güç, konuşmasına 20 yıl önce öldürülen gazeteci Metin Göktepeyi anarak başladı. Güç, şunları dile getirdi:
Metin Göktepe, davası ilden ile dolaşmıştı. Ama gazeteciler meslektaşlarına sahip çıkarak bu davayı izledi. Dayanışma örneği gösterdiler. 20 yıl önce gösterdiğimiz bu dayanışmayı maalesef bugün hiçbir alanda bulamıyoruz. Bugün toplanma sebebimiz olan 10 Ocak günü, 212nin yasallaşmasının yıl dönümüdür. Fakat biz 10 Ocakı bayram olarak kutlayacak durumda değiliz. Gazeteciler; işsiz, cezaevinde, baskı altında, bir nevi iktidara iliştirilmiş bir gazetecilik örneği sergiliyorlar. Buna direnen, karşı çıkan gazeteciler var. 1990 yılında sendikalar yaygın medyadan çıkarıldı. Gazete patronları sendikasız çalışmayı bir gelenek haline getirdi. Artık gazetelerde şahsi sözleşmeler patronların istediği ve istemediği haberlere göre düzenleniyor.
1961den bu yana geçen zaman gazeteciliğin ilerlemesi gerekirken, patrondan izin almadan hiçbir haberi yazamayacak duruma gelindi. Bütün bu yaşananların sorumlusu tamamen biz gazetecilerin olduğunu söyleyebiliriz. Toplu sözleşmelerin olmadığı yerde gazeteciler patronların istekleri konuşuyor. Bugün 7 bin gazeteci işsiz. Sektördeki işsizlik yüzde 30lara varmış durumda. Sansür, oto sansür ve davalar geçtiğimiz yıla damgasını vurdu. Neticede biz birbirimize destek olmalıyız. Dayanışma içinde olmalıyız. Sendikalı olmalı, patron baskılarına karşı editöryal bağımsızlığımızı kazanmalıyız.
YAMAN AKDENİZ: 2015 YILINDA 25 BİNDEN FAZLA SİTEYE ERİŞİM ENGELLENDİ
Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, sosyal medyaya yönelik engellemelerle ilgili şu bilgileri verdi:
Türkiyede bugüne kadar 100 binden fazla siteye erişim engellendi. Erişim engelleme kararlarının yüzde 92si TİB tarafından verildi. Sadece 2014 içinde TİB'in 35.000den fazla erişim engeli var. 2015 yılındaysa 25.000den fazla engelleme kararı verilmiş. Engelleme kararlarıyla ilgili resmi istatistikler Mayıs 2009dan beri kamuoyuyla paylaşılmıyor. Buna ilişkin açtığım dava da 2009'dan beri sürüyor. Hükümet interneti düzenleyen 5651 sayılı yasayı çıkardığında amaç çocukları korumaktı. Madde 8 ile çocukları koruma ile düzenlemeler yapıldı. Ancak17-25Aralık soruşturmalarından sonra 5651 Sayılı Kanunun kapsamı derhal genişletildi. Madde 8A ile hükümeti koruma, madde 9 ile kişilik hakları, madde 9A ile özel hayatın gizliliği eklendi. Bu düzenlemelerle, 25.000den fazla URL adresine erişim engellendi. Bu engellemelerin 900den fazla twitter, 600den fazlası Facebook ve 300den fazlası YouTube ile ilgiliydi.
Ankara Sulh CezaHakimlikleritarafından verilmiş 1000den fazla, İstanbul Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından verilmiş 2000den fazla erişim engelleme kararı olduğu biliniyor. Erişim kararlarının 60dan fazlası T24 ile ilgili, 25den fazlasıDiken.com.trile ilgili. 7 Haziran seçimlerinden sonra hükümeti koruma amacıyla eklenen 8A maddesi siyasi bir susturucu olarak kullanıldı. Gölbaşı Sulh CezaHakimliğitarafından 53 farklı 8A kararı verildi. Tüm Kürt haber siteleri ve muhalif sitelere erişim de engellendi. Sonuç olarak toplamda; 275 web sitesine, 82 haber linkine, 871 Twitter hesabına, 159 tweete, 55 Facebook sayfasına, 109 YouTube videosuna ve 20 diğer içerik olmak üzere 1570 farklı internet adresine erişim engellendi. DİHA 26 defa, Sendika.Org 8 defa erişime engellendi. Azadiya Welat, Yüksekova Haber, özgür Gündem, Rudaw, Fırat Haber ajansı, ETHA, Roj News, JINHA, Jiyan ve Siyasi Haber sitelerine de 8A kapsamında erişim engellendi. Biz bu kararlardan 21 tanesine itiraz ettik, hepsi reddedildi. Anayasa Mahkemesine kullanıcı sıfatlı olarak kendi adımıza 14 farklı başvuru yaptık. Hepsinin birleştirilmesini ve derhal karar verilmesini talep ettik. 2015te 1 Ocak -30 Haziran tarihleri arasında tüm dünyada engellenen 2534 tweetten 1667sinin Türkiyeye ait yasaklama olduğunu gördük.
NİYAZİ DALYANCI: ESKİDEN GAZETECİLER ARASINDAKİ DAYANIŞMA DAHA GÜÇLÜYDÜ
Toplantının moderatörlüğünü yapan TGC Genel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dalyancı ise 212 sayılı yasanın sağladığı fazla mesaiye günlük yüzde 5 faiz uygulamasının patronlara ağır geldiğini ve pratikte bu hakkın yendiğini dile getirdi.Dalyancı, ayrıca plaza gazeteciliğini eleştirerek, Bugün baktığımızda durum eskisinden çok farklı.Cağaloğlunda gazete kalmadı. Plazalarda kat sistemi başladı. Yukarı kattakiler, patrona yakın olanlar daha iyi koşullarda çalışırken; alandaki muhabirler ise güvenceden yoksunlar. Maalesef dün ile bugünü kıyasladığımızda epeyce geriye gitmiş durumdayız.
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







